İSTANBUL, SİS VE TEVFİK FİKRET
İçerik şu anda görüntülenemiyor
Çankırı’nın Bayramören İlçesinin Dalkoz Köyünde doğan Tevfik Fikret, İstanbul’a yerleşmiş ve orada Osmanlı İmparatorluğunun zor günlerinde yaşamıştır. Servet-i Fünun Edebiyatının liderlerinden olan Fikret, ilericidir. İlk Türk çocuk şiiri Şermin’in yazarıdır. Öğretmenlik yaptığı dönemde önemli başarılara imza atmış adeta efsaneleşmiştir.


Tevfik Fikret SİS adlı şiirini ümitsizlik ve yalnızlık duyguları ile sarmalandığı bir zamanda kaleme almıştır. İstanbul'a duyduğu karamsar bir nefreti yansıtmıştır. Bu bakış açısının, kendinden sonra bir çok şairi etkilediği de bir çok kaynakta ifade edilmektedir.



SİS



Sarmış ufuklarını senin gene inatçı bir duman,

beyaz bir karanlık ki, gittikçe artan

ağırlığının altında herşey silinmiş gibi,

bütün tablolar tozlu bir yoğunlukla örtülü;

tozlu ve heybetli bir yoğunluk ki, bakanlar

onun derinliğine iyice sokulamaz, korkar!

Ama bu derin karanlık örtü sana çok lâyık;

lâyık bu örtünüş sana, ey zulümlér sâhası!

Ey zulümler sâhası... Evet, ey parlak alan,

ey fâcialarla donanan ışıklı ve ihtişamlı sâha!

Ey parlaklığın ve ihtişâmın beşiği ve mezarı olan,

Doğu’nun öteden beri imrenilen eski kraliçesi!

Ey kanlı sevişmeleri titremeden, tiksinmeden

sefahate susamış bağrında yaşatan.

Ey Marmara’nın mavi kucaklayışı içinde

sanki ölmüş gibi dalgın uyuyan canlı yığın.

Ey köhne Bizans, ey koca büyüleyici bunak,

ey bin kocadan artakalan dul kız;

güzelliğindeki tâzelik büyüsü henüz besbelli,

sana bakan gözler hâlâ üstüne titriyor.

Dışarıdan, uzaktan açılan gözlere, süzgün

iki lâcivert gözünle nekadar canayakın görünüyorsun!

Canayakın, hem de en kirli kadınlar gibi;

içerinde coşan ağıtların hiç birine aldırış etmeden.

Sanki bir hâin el, daha sen şehir olarak kuruluyorken,

lânetin zehirli suyunu yapına katmış gibi!

Zerrelerinde hep riyakârlığın pislikleri dalgalanır,

İçerinde temiz bir zerre aslâ bulamazsın.

Hep riyânın çirkefi; hasedin, kârgüdmenin çirkeflikleri;

Yalnız işte bu... Ve sanki hep bunlarla yükselinecek.

Milyonla barındırdığın insan kılıklarından

Parlak ve temiz alınlı kaç adam çıkar?



Örtün, evet ey felâket sahnesi... Örtün artık ey şehir;

örtün, ve sonsuz uyu, ey dünyanın koca kahbesi!

Ey debdebeler, tantanalar, şanlar, alaylar;

Kaatil kuleler, kal’ali ve zindanlı saraylar.

Ey hâtıraların kurşun kaplı kümbetlerini andıran, câmîler;

ey bağlanmış birer dev gibi duran mağrur sütunlar ki,

geçmişleri geleceklere anlatmıya memurdur;

ey dişleri düşmüş, sırıtan sur kafilesi.

Ey kubbeler, ey şanlı dilek evleri;

ey doğruluğun sözlerini taşıyan minâreler.

Ey basık tavanlı medreseler, mahkemecikler;

ey servilerin kara gölgelerinde birer yer

edinen nice bin sabırlı dilenci gürûhu;

“Geçmişlere Rahmet! ” diye yazılı kabir taşları.

Ey türbeler, ey herbiri velvele koparan bir hâtıra

canlandırdığı halde sessiz ve sadâsız yatan dedeler!

Ey tozla çamurun çarpıştığı eski sokaklar;

ey her açılan gediği bir vak’a sayıklıyan

vîrâneler, ey azılıların uykuya girdikleri yer.

Ey kapkara damlariyle ayağa kalkmış birer mâtemi

sembole eden harap ve sessiz evler;

ey herbiri bir leyleğe yahut bir çaylağa yuva olan

kederli ocaklar ki, bütün acılıklariyle somutmuş,

ve yıllardır tütmek ne... çoktan unutulmuş!

Ey mîdelerin zorlaması zehirinden ötürü

her aşâlığı yiyip yutan köhne ağızlar!

Ey tabi’atin gürlükleri ve nimetleriyle dolu

bir hayata sâhip iken, aç, işsiz ve verimsiz kalıp

her nâmeti, bütün gürlükleri, hep kurtuluş sebeplerini

gökten dilenen tevekkül zilleti ki.. sahtadir!

Ey köpek havlamaları, ey konuşma şerefiyle yükselmiş

olan insanda şu nankörlüğe lânet yağdıran feryât!

Ey faydasız ağlayışlar, ey zehirli gülüşler;

ey eksinlik ve kaderin açık ifadesi, nefretli bakışlar!

Ey ancak masalların tanıdığı bir hâtıra: Nâmus;

ey adamı ikbâl kıblesine götüren yol: Ayak öpme yolu.

Ey silahlı korku ki, öksüz ve dulların ağzındaki

her tâlih şikayeti yapageldiğin yıkımlardan ötürüdür!

Ey bir adamı korumak ve hürriyete kavuşturmak için

yalnız teneffüs hakkı veren kanun masalı!

Ey tutulmıyan vaitler, ey sonsuz muhakkak yalan,

ey mahkemelerden biteviye kovulan “hak”!

Ey en şiddetlikuşkularla duygusu kö¨rleşerek

vicdanlara uzatılan gizli kulaklar;

ey işitilmek korkusuyle kilitlenmiş ağızlar.

Ey nefret edilen, hakîr görülen millî gayret!

Ey kılıç ve kalem, ey iki siyasî mahkûm;

ey fazilet ve nezâketin payı, ey çoktan unutulan bu çehre!

Ey korku ağırlığından iki büklüm gemeye alışmış

zengin – fakir herkes, meşhur koca bir millet!

Ey eğilmiş esir baş, ki ak-pak, fakat iğrenç;

ey tâze kadın, ey onu tâkîbe koşan genç!

Ey hicran üzgünü ana, ey küskün karı-koca;

ey kimsesiz; âvâre çocuklar... Hele sizler,

hele sizler...



Örtün, evet, ey felâket sahnesi... Örtün artık ey şehir;

Örtün, ve sonsuz uyu, ey dünyanın koca kahpesi!



Tevfik Fikret

18 Şubat 1317



 




Facebook'ta Paylaş
04.Ocak.2013 4437 Kez okundu
Bu Kategorideki Diğer Haberler

İSTANBUL, SİS VE TEVFİK FİKRET
Çankırı’nın Bayramören İlçesinin Dalkoz Köyünde doğan Tevfik Fikret, İstanbul’a yerleşmiş ve orada Osmanlı İmparatorluğunun zor günlerinde yaşamıştır. Servet-i Fünun Edebiyatının liderlerinden olan Fikret, ilericidir. İlk Türk çocuk şiiri Şermin’in yazarıdır. Öğretmenlik yaptığı dönemde önemli başarılara imza atmış adeta efsaneleşmiştir.
EN GÜZEL RUBAİLER VE EN TEHLİKELİ KİŞİLER
Nişaburlu Hayyam, büyük Selçuklu veziri Nizamül-Mülk ve adı geçtiği yerlerde dehşet ve korkudan insanları titreten Hasan Sabbah’ın dostluğu. Rivayet içinde yine aşk ve ayrılık acısı var. Rubailer ve yıldızlar var. Gazali ile Hayyam arasında yaşananlar var.
Budur “İstanbul’da Yaşamak”
“İstanbul da yaşamak nedir?” diye sorduk. bir sürü cevap aldık. Bundan sonrada bu soruyu sormaya ve cevapları yayınlamaya devam deceğiz.
Kestane kebap, yanında bir kitap...
Havalar soğuduğu zaman, kestaneler ısınmaya başlar. Ortadan çizildikten sonra, ızgarada veya evlerde haşlama. Sıcak kestaneleri, elimizde hoplata hoplata kabuklarından ayırmak, onca yanmaya rağmen o lezzete ulaşmak için gösterdiğimiz gayretin sonucudur.
Unutulmaz Replikler
Türk ve dünya sinemasının en unutulmaz replikleri... İnternette şöyle bir araştırma yapınca karşılaştıklarımız ve aklımza gelen unutmadığımız replikler.
Haliçe Boğaz Suyu Akacak
Sarıyer’den alınan Boğaz suyunu 5 kilometrelik tünelle Haliç’e ulaştıran asrın projesini Başbakan Erdoğan ve Başkan Topbaş birlikte açtı.
“Panik Butonu” Uygulaması 18 Ekim'de Başlayacak
Bakan Fatma Şahin, kadına şiddeti engellemeye yönelik teknik takip sisteminin pilot uygulamasının, 18 Ekim'de Bursa ve Adana'da başlayacağını belirtti.
İstiklal'de Sonbahar Geceleri
İstiklal'de sonbahar geceleri rengarenk. Tatilin bitişi, okulların başlaması ile birlikte, İstanbul ve İstiklal daha da kalabalık günler geçirmeye başladı.
Güneşi alkışlarla uğurlayan tepe
Ayvalık, Şeytan Sofrasında, güneşin batışını izlemek için gelen yüzlerce kişi, güneşi uğurlarken izlediği bu görsel şöen ile adeta büyüleniyor.
Gülhane Parkı. Tarihi yarımada’da bir nefes!..
Tarihi, kalabalığı, elektriği, hareketi, devinimi ile hiç bitmeyen yaşam filmi gösteren dersaadet, yeni adı İstanbul. İlk haliyle İstanbul diye anılan tarihi yarımadadaki yaşam hızının tam orta yerine kurulmuş güzelim Gülhane parkı.
YouTube Türkçe Oldu
Uzun süredir beklenen durum gerçekleşti ve Google, YouTube'a da Türkçe dil desteğini getirdi. Peki çeviriler yeterince başarılı mı? Tüm detaylar haberimizin içerisinde.
2. UIuslararası Suç ve Ceza Filmleri Festivali başladı!
Bu yılki teması "Kadına Yönelik Şiddet ve Ayrımcılık" olan 2. Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali'nin açılışı yapıldı.
Yamaç Paraşütü
Yamaç paraşütü, hava sporlarıyla ilgilenen birkaç kişi tarafından 1980'li yılların başlarında bulunan, serbest paraşütlerle yamaçlardan koşarak kalkmaya olanak sağlayan bir ekstrem spor türü
Rafting nedir?
Rafting, raft adı verilen botlarla, tepesi yüksek nehirlerde yapılan bir nehir sporudur
Gangnam dansıyla babasını da ihya etti
Son dönemin Koreli fenomeni şimdide hisse senedi piyasalarını sallıyor. Güney Koreli PSY’nin önlemez yükselişi sürüyor.
Meydanlara çağrı
30 Eylül Pazar günü saat 14.00'te kimseye randevu vermeyin. Çok önemli bir şey yapın...HAYTAP, hayvanseverleri 30 Eylül'de meydanlara çağırıyor!
‘Alo 147’ umut oldu
Okula gidemeyen kızlara ‘Alo 147’ umut oldu