Ölümcül Oyunlar
İçerik şu anda görüntülenemiyor
1997 yapımı Ölümcül Oyunlar, kuşkusuz Haneke’nin seyirciyi en çok rahatsız eden ve dehşete düşüren filmlerinden biridir. Göl kenarındaki yazlık evlerine gelen orta sınıf bir ailenin rahatı, iki gencin çıkagelmesi ile bozulur.


Ölümcül Oyunlar (Funny Games)



Avusturya, 1997, 35mm, Renkli, 108’



Oyuncular: Susanne Lothar, Ulrich Mühe and Arno Frisch



Dil: Almanca



Gösterim: 28 Şubat Perşembe saat 15.00



1997 yapımı Ölümcül Oyunlar, kuşkusuz Haneke’nin seyirciyi en çok rahatsız eden ve dehşete düşüren filmlerinden biridir. Göl kenarındaki yazlık evlerine gelen orta sınıf bir ailenin rahatı, iki gencin çıkagelmesi ile bozulur. Bu iki genç, aileye psikolojik ve fiziksel şiddet uygulayarak onları sadistçe bir oyunun içine sürükler. Evde terör yaratan bu gençler film boyunca kameraya yönelerek izleyiciyi de bu sadist oyunun içine çekmeye çalışır. Amaç, izleyicinin de bu oyundan zevk almasını sağlamaktır.



İstanbul Modern Sinema, Avusturyalı yönetmenin tüm filmografisini sunuyor



Haneke Hakkında Her Şey



İstanbul Modern Sinema, 28 Şubat – 14 Mart 2013 tarihleri arasında Avrupa sinemasının en büyük çağdaş yönetmenlerinden Michael Haneke’nin tüm filmografisini sunuyor. Goethe Enstitüsü, Avusturya Kültür Ofisi ve Fransız Kültür işbirliğiyle gerçekleşen “Haneke Hakkında Her Şey” başlıklı programda, Michael Haneke’nin 2012 Cannes Film Festivali'nden Altın Palmiye ile dönen ve “En İyi Yönetmen” ve “En İyi Film” de dahil beş dalda Oscar adaylığı bulunan  Aşk filminin de aralarında bulunduğu ödüllü sinema filmleri ve televizyon filmleriyle birlikte  21 çalışması gösterilecek. Film gösterimlerinin yanı sıra 28 Şubat Perşembe günü, “A Companion to Michael Haneke” kitabının yazarı Roy Grundmann ile bu yıl Altın Portakal’da “En İyi Film” seçilen Güzelliğin On Par’ Etmez filminin yönetmeni, aynı zamanda Haneke’nin öğrencisi olan Hüseyin Tabak’ın katılacağı bir söyleşi gerçekleşecek.



Avusturyalı yönetmen, 1973 yılında yaptığı ilk filmi Liverpool’dan Sonra ile başlayan televizyon kariyerinde 11 uzun metraj çekti. 1989’daki ilk sinema filmi olan ve sonraki filmlerinin de şablonu hale gelen Yedinci Kıta’da susturulmuş duyguların katı şiddetle sonuçlandığı rahatsız edici bir aile portresi çizdi. Bu orta sınıf mutlu aileyi daha sonra çok daha büyük bir işkenceye maruz bıraktı ve sinemanın şiddetini 1997 yılında Ölümcül Oyunlar ile perçinledi.



Michael Haneke Avusturyalı yazar Ingeborg Bachmann’ın aynı adlı öyküsünden uyarlanan Göle Giden Üç Yol filminde 1950 kuşağının kaybolmuş ideallerini sorguluyor. Son filmi Aşk’tan 36 yıl önce çektiği Çöp Yığını’nda yine 80’lerinde çifti ve çocuklarını konu alıyor.



Haneke’nin gençlik yıllarını geçirdiği Viyana-Neustadt’ta geçen Kemirgenler, 1. Bölüm: Pasajlar’da İkinci Dünya Savaşı sonrası Avusturya’daki “kayıp gençlik” üzerinde duruyor. Kemirgenler’in ilk bölümünde gösterilen ailelerin günahları, filmin ikinci bölümü olan Kemirgenler, 2. Bölüm: Yaralar’da çocuklarına geçiyor. Bu çocuklar yetişkin olduklarında sevgisiz aileler kuruyor ve istenmeyen çocuklar dünyaya getiriyorlar.



Varyasyon Veya Ütopyalar Olduğunu Ben de Biliyorum, bir öğretmen ile bir gazeteci arasındaki yasak aşkı konu alıyor. Film, çiftler arasında zor kurulan denge ve ilişki dinamiklerine değiniyor. Peter Rosei'nin postmodern gerilim romanı ile aynı adı taşıyan ve 1985 yılında televizyona uyarlanan Edgar Allan Kimdi? filminde, yönetmenin daha sonraki yıllarda da üzerinde duracağı medya, görünmezlik, denetim ve burjuva aileler gibi temalar öne çıkıyor. Haneke, 1950’lerde geçen Fraulein: Bir Alman Melodramı’nda acı bir savaş sonrası Almanya portresi çiziyor.



Haneke’nin “Toplumsal Buzlanma”  üçlemesinin ilk filmi olan Yedinci Kıta, gerçek bir hikayeyi konu alıyor. Film, akşamları yemek masasında hiç konuşmadan sessizce toplanan, televizyona anlamsızca bakan, ufak rekabetlerle uğraşan orta sınıf bir aile olan Schoberleri konu alıyor. Üçlemenin ikinci filmi olan Benny’nin Videosu, televizyonun gençler üzerinde oluşturduğu travmayı ve medyatik gerçekliğin yarattığı belirsizliği gözler önüne seriyor. Üçlemenin ilk iki filmi gibi, üçüncü film Tesadüfi Bir Kronolojinin 71 Parçası da gerekçesiz şiddete odaklanıyor.



İsyan’da,  Andreas Pum karakteri üzerinden modern bireyin bürokratik düzen içerisinde yaşadığı sancıları anlatılıyor. Ucu açık hikaye tarzıyla izleyiciye sonsuz uyarlama olanağı sunan Haneke, Şato’da Franz Kafka’nın tasvir ettiği memur zihniyetli, geleneklere körü körüne bağlı ve endişeli toplum yapısını başarılı bir şekilde aktarıyor. Yönetmenin seyirciyi en çok rahatsız eden ve dehşete düşüren filmlerinden biri olan Ölümcül Oyunlar’da ise göl kenarındaki tatil evine gelen aile, iki davetsiz gencin gelişiyle gerilim dolu saatler yaşıyor.



Juliette Binoche’un başrolünü üstlendiği, işaret dili de dahil olmak üzere farklı dillerde konuşan çok etnikli oyuncu kadrosu, sarsıcı gerçekçiliğin usta anlatımı, ekran dışında kalan bölümün ve sesin radikal kullanımıyla Bilinmeyen Kod insanları hızla içine çeken 21. yüzyılın modernleşmesini anlatıyor.



2001 Cannes Film Festivali’nde “En İyi Kadın Oyuncu”, “En İyi Erkek Oyuncu” ve “Jüri Özel Ödülü” alan Piyanist’te Isabelle Huppert, gündüzleri soğuk ve acımasız bir piyano öğretmeni geceleri ise annesinin baskısı altında yaşayan röntgenci ve sapkın bir karakter olan Erika Kohut’u canlandırıyor.



Kıyamet gününün resmini çizen Kurdun Günü, bir ailenin hikayesi olarak başlıyor ve bir dizi kolektif trajediye dönüşerek, bir efsanenin yazılmasına da ön ayak oluyor. Daniel Auteuil ve Juliette Binoche’un oynadığı, 2005 Cannes Film Festivali’nde “En İyi Yönetmen” ödülünü alan Saklı’da, Haneke izleyiciyi her an tetikte tutarak, bir bulmacanın içine sürüklüyor.



1997'de çektiği Ölümcül Oyunlar’ın orijinal versiyonundan 10 yıl sonra, 2007 yılında kendi filmini yeniden yorumlayan Haneke, Naomi Watts, Tim Roth ve  Michael Pitt rol aldıkları Ölümcül Oyunlar ABD’de ile burjuvaziye olan kızgınlığının şiddet yoluyla dışa vurumunu yansıtıyor.



Prömiyerini 62. Cannes Film Festivali’nde yapan, 2009 Altın Palmiye ödüllü Beyaz Bant, Birinci Dünya Savaşı öncesi bir Alman köyünde yaşananları anlatıyor.  Michael Haneke'nin son filmi, Jean-Louis Trintignant ve Emmanuelle Riva’nın oynadığı Aşk, kısmen otobiyografik öğeler içeriyor.



Michael Haneke Filmleri



Liverpool’dan Sonra (Und Was Kommt Danach?), 1974



Batı Almanya, DVD, Renkli, 89’



Oyuncular: Hildegard Schmahl, Dieter Kirchlechner



Dil: Almanca



Gösterim: 6 Mart Çarşamba saat 15.00



Orijinali James Saunders tarafından radyo oyunu formatında yazılmış olan Liverpool’dan Sonra, Haneke’nin ilk filmi. Birbirine tamamen yabancı olan kişilerin tanışması, aşık olması, kavgaları, anlaşmanın zorluğunu fark etmeleri, muhtemelen kavga etmeleri ve ayrılmaları ile sonuçlanan ilişkilerinin soyut bir yansıması. Filmde çiftler arasında iletişimsizlikten doğabilecek tüm sorunlar işleniyor. Liverpool’dan Sonra, oyuncuların ve sinematografinin gerçekliği ile kameranın yarattığı dramatik üslubun başarılı sunumu ile öne çıkıyor.



 



Göle Giden Üç Yol (Drei Wege Zum See), 1976



Batı Almanya- Avusturya, DVD, Renkli, 97’



Oyuncular: Ursula Schult, Guido Wieland, Walter Schmidinger, Udo Vioff, Bernhard Wicki



Dil: Almanca



Gösterim: 8 Mart Cuma saat 13.00, 10 Mart Pazar saat 15.00



Avusturyalı yazar Ingeborg Bachmann’ın aynı adlı öyküsünden uyarlanan Göle Giden Üç Yol filminde başarılı bir savaş fotoğrafçısı, babasının evini ziyarete gitmesi ile hayatına ve yaşadığı aşklara dönüp geçmişini ve karakterini irdelemeye başlar. Sosyal kimliğini sorguladıkça kendini ahlaki bir bunalımın ve krizin eşiğinde bulur. Michael Haneke bu filminde 1950 kuşağının kaybolmuş ideallerini sorguluyor.



 



Çöp Yığını (Sperrmüll) 1976



Batı Almanya, DVD, Renkli, 80’



Oyuncular: Ernst Fritz Fürbringer, Tilli Breidenbach, Karlheinz Fiege, Suzanne Geyer



Dil: Almanca



Gösterim: 1 Mart Cuma saat 17.00, 3 Mart Pazar saat 13.00



Haneke son filmi Aşk’tan 36 yıl önce, yine 80’lerinde çifti ve çocuklarını konu alıyor. Yaşlı bir çift, sağlık sorunları yüzünden yıllardır oturdukları evlerini bırakıp yeni bir eve taşınmak ister. Ancak bu taşınma uzun ve sancılı bir sürece dönüşür. TV için çekilmiş, Haneke usulü bir aile dramı.



Kemirgenler, 1. Bölüm: Pasajlar(Lemminge,Teil 1: Arkadien), 1979



Batı Almanya, Avusturya, DVD, Renkli, 113’



Oyuncular: Regina Sattler, Christian Ingomar, Eva Linder, Paulus Manker, Bernhard Wicki



Dil: Almanca



Gösterim: 5 Mart Salı saat 13.00, 14 Mart Perşembe saat 13.00



 



Gençlik yıllarını geçirdiği Viyana-Neustadt’ta geçen filmin ilk bölümünde yönetmen İkinci Dünya Savaşı sonrası Avusturya’daki “kayıp gençlik” üzerinde duruyor. Burjuva aileleri tarafından bastırılmış ve baskılanmış gençler, savaşla ilgili konuşmaların yasaklandığı, ailelerine ve tanrıya sorgusuzca bağlandıkları, hoşgörünün zayıflık olarak algılandığı ve cinselliklerinden utanmaları gerektiği bir dünyada yaşıyorlar. Ailelerinin ikiyüzlülüğü ve zayıflıklarının zehirlediği bu  gençlerin hem etraflarına hem de kendilerine zarar veren isyanlarına odaklanıyor. Haneke’nin ilk çalışmaları içinde oldukça önemli bir yere sahip olan Kemirgenler, daha sonraki yıllarda geliştireceği pek çok konuya işaret etmesiyle dikkat çekiyor.



 



Kemirgenler, 2. Bölüm: Yaralar (Lemminge,Teil 2: Verletzungen), 1979



Batı Almanya, Avusturya, DVD, Renkli, 107’



Oyuncular: Monica Bleibtreu, Elfriede Irrall, Rüdiger Hacker, Wolfgang Hübsch

Dil: Almanca



Gösterim: 5 Mart Salı saat 15.00, 14 Mart Perşembe saat 15.00



 



Kemirgenler’in ilk bölümünde gösterilen ailelerin günahları, filmin ikinci bölümü olan Yaralar’da çocuklarına geçiyor. Bu çocuklar yetişkin olduklarında sevgisiz aileler kuruyor ve istenmeyen çocuklar dünyaya getiriyorlar. Umutsuzluk ve arzunun içi boş nezaket kavramı ile kesiştiği dünyalarını dualarda kısa süreli rahatlamalar, ilaçlar, alkol, gayrimeşru ilişkiler ve televizyon oluşturuyor. Öfkelerini yanlış yerden çıkartmaya çalışan bu yetişkinler, yaşamlarını yeni yaralar açarak devam ettiriyorlar.



 



Varyasyon Veya Ütopyalar Olduğunu Ben de Biliyorum (Variation - oder Daß es Utopien gibt, weiß ich selber!), 1983



Batı Almanya, DVD, Renkli,  98’



Oyuncular: Elfriede Irrall, Suzanne Geyer, Hilmar Thate, Monica Bleibtreu, Eva Linder



Dil: Almanca



Gösterim: 2 Mart Cumartesi saat 15.00, 6 Mart Çarşamba saat 17.00



Varyasyon Veya Ütopyalar Olduğunu Ben de Biliyorum, bir öğretmen ile bir gazeteci arasındaki yasak aşkı konu alıyor. Film, çiftler arasında zor kurulan denge ve ilişki dinamiklerine değiniyor. Birbirini çok seven insanların aynı zamanda birbirlerine verdikleri zararlara dikkat çeken Haneke, karakterlerin duygusal yaşamlarındaki karmaşık gelgitlere değinerek, sonunda biten bir aşktan geriye kalanları izleyiciye sunuyor.



 



Edgar Allan Kimdi? (Wer war Edgar Allan?), 1984



Batı Almanya-Avusturya, DVD, Renkli, 83’



Oyuncular: Paulus Manker, Rolf Hoppe, Guido Wieland, Renzo Martini, Walter Garadi



Dil: Almanca



Gösterim: 7 Mart Perşembe saat 13.00, 8 Mart Cuma saat 17.00



Peter Rosei'nin postmodern gerilim romanı ile aynı adı taşıyan ve 1985 yılında televizyona uyarlanan filmde, babasının isteğine karşı gelip Venedik'te okumaya giden bir öğrenci, Edgar Allan adlı gizemli bir adamla tanışır. Temel öğeleri arasında esrarengiz ölümlerin, tuhaf yanlış anlaşılmaların ve sıra dışı bir baba figürünün olduğu bu televizyon filminde yönetmenin daha sonraki yıllarda da üzerinde duracağı medya, görünmezlik, denetim ve burjuva aileler gibi temalar öne çıkıyor.



 



Fraulein: Bir Alman Melodramı (Fraulein: A German Melodrama), 1985



Batı Almanya, DVD, Siyah-Beyaz,108’



Oyuncular: Angelica Domröse, Péter Franke, Lou Castel, Heinz-Werner Kraehkamp



Dil: Almanca



Gösterim: 28 Şubat Perşembe saat 13.00, 8 Mart Cuma saat 15.00                



10 yılını Rus savaş kampında esir olarak geçirmiş Alman asker, eve döndüğünde hayatında birçok şeyin değişmiş olduğunu fark eder. Karısının eski savaş esiri bir Fransız ile ilişkisi vardır, kızı bir Amerikalı askerden hamiledir, asi oğlu kendini rock’n’roll akımına kaptırmıştır ve maddiyatçı kardeşi babalarının saygın inşaat firmasını satmıştır. Haneke, 1950’lerde geçen bu melodramda acı bir savaş sonrası Almanya portresi çiziyor. Yapımcı: Saarländischer Rundfunk



 



Yedinci Kıta (Der Siebente Kontinent), 1989



Avusturya, 35mm, Renkli, 104’



Oyuncular: Birgit Doll, Dieter Berner, Leni Tanzer



Dil: Almanca



Gösterim: 5 Mart Salı saat 17.00



Günümüzde insanlar, bilgi ve sorumluluklar altında boğuluyor ve her gün daha mükemmel olmak için çalışıyorlar. Bireyler arası iletişim azalıyor ve sonunda kişi, yaşadığını hissetmek için kendini bir takım kararlar almaya zorunlu hissediyor. Haneke’nin “Toplumsal Buzlanma”  üçlemesinin ilk filmi olan Yedinci Kıta, gerçek bir hikayeyi konu alıyor. Film, akşamları yemek masasında hiç konuşmadan sessizce toplanan, televizyona anlamsızca bakan, ufak rekabetlerle uğraşan orta sınıf bir aile olan Schoberlere odaklanıyor.



 



Benny’nin Videosu (Benny’s Video ), 1992



Avusturya-İsviçre, 35mm, Renkli, 105’



Oyuncular: Arno Frisch, Angela Winkler, Ulrich Mühe



Dil: Arapça, İngilizce, Fransızca, Almanca



Gösterim: 7 Mart Perşembe saat 15.00



Hollywood filmlerindeki vahşet sahnelerinin ketçap ve plastikten ibaret olduğunu düşünen 14 yaşındaki Benny, hayatı keşfetmek için aksiyon filmlerini ve odasında bulunan gözetleme kameralarını tercih eder. Gördüklerinin doğruluğunu test etmek  için, eve çağırdığı kız arkadaşını soğukkanlılıkla vurup videoya kaydeder. Cinayeti öğrenen ailesine verdiği cevap ise oldukça basittir: “Nasıl olduğunu merak etmiştim.” Haneke’nin “Toplumsal Buzlanma”  üçlemesinin ikinci filmi olan Benny’nin Videosu, televizyonun gençler üzerinde oluşturduğu travmayı ve medyatik gerçekliğin yarattığı belirsizliği gözler önüne seriyor.



 



İsyan (Die Rebellion), 1993



Avusturya,DVD, Renkli, 105’



Oyuncular: Branko Samarovski, Judith Pogány, Thierry van Werveke,Deborah Wisniewski



Dil: Almanca



Gösterim: 1 Mart Cuma saat 13.00, 6 Mart Çarşamba saat 13.00



Andreas Pum, ülkesi uğruna bir bacağını kaybetmiş emekli bir askerdir. Ordudan ayrıldıktan sonra onur madalyası alır. Bir gün, iyi giyimli bir adamla kavgaya tutuşup, kamu düzenini bozmakla suçlanarak hapse girince madalyasını kaybeder. Hapishaneden çıktıktan sonra hayatının geri kalanını Halali adlı bir kafede tuvalet temizleyicisi olarak geçirir. Ancak sona yaklaşırken gereksiz kibarlığının ve kurallara bağlılığının tüm hayatını heba ettiğini anlar. Haneke,  Andreas Pum karakteri üzerinden modern bireyin bürokratik düzen içinde yaşadığı sancıları anlatıyor.



 



Tesadüfi Bir Kronolojinin 71 Parçası (71 Fragmente einer Chronologie des Zufalls), 1994



Avusturya-Almanya, 35mm, Renkli, 96’



Oyuncular: Gabriel Cosmin Urdes, Lukas Miko, Otto Grünmandl, Anne Bennent



Dil: Rumence, Almanca, İngilizce



Gösterim: 14 Mart Perşembe saat 17.00



Michael Haneke’nin “Toplumsal Buzlanma” üçlemesinin ilk iki filmi Yedinci Kıta ve Benny’nin Videosu gibi, Tesadüfi Bir Kronolojinin 71 Parçası da gerekçesiz şiddete odaklanır.  1993 Noel gecesinde, 19 yaşındaki üniversite öğrencisi bir bankaya girerek ve silahı kendi kafasına dayamadan önce üç kişiyi öldürdü. Peki, bu bizi niye ilgilendirsin ki? Haneke,  birbirini tanımayan insanların rastlantısal olarak aynı bankada toplanmasını, çözümü olmayan gizemli ve rahatsız edici bir bilmeceye dönüştürüyor.



Şato (Das Schloss), 1997



Almanya-Avusturya, DVD, Renkli, 123’



Oyuncular: Ulrich Mühe, Susanne Lothar, Frank Giering, Felix Eitner



Dil: Almanca



Gösterim: 7 Mart Perşembe saat 19.30, 10 Mart Pazar saat 13.00



Ucu açık hikaye tarzı ile izleyiciye sonsuz uyarlama imkanı sunan Haneke’nin, Franz Kafka’nın tamamlanmamış baş yapıtı olan Şato’yu seçmesi şaşırtıcı olmasa gerek. Kaleye ulaşmaya çalışan K isimli mimar, ufak tefek fakat bitmek bilmeyen bürokratik entrikalarla karşı karşıya kalır. K’nin uğraşmak zorunda kaldığı şüpheli ve meraklı köy halkı, içinden çıkamadığı karmaşık bir coğrafya ve esrarengiz bir kadın vardır. Haneke, Kafka’nın tasvir ettiği memur zihniyetli, geleneklere körü körüne bağlı ve endişeli toplum yapısını başarılı bir şekilde izleyiciye sunuyor.



 



Bilinmeyen Kod: Birkaç Yolculuğun Bitmemiş Hikayesi (Code Inconnu: Recit incomplet divers voyages), 2000



Fransa, Romanya, Almanya, DVD, Renkli, 117’



Oyuncular: Juliette Binoche, Luminiţa Gheorghiu, Thierry Neuvic, Ona Lu Yenke



Dil: Fransızca, Arapça, İngilizce, Fransız İşaret Dili, Malinka, Rumence



Gösterim: 3 Mart Pazar saat 15.00



Paris sokaklarında, rastgele yapılmış acımasız bir davranış farklı etnik kökenlerden gelen insanların karşılaşmalarına neden oluyor.  İşaret dili de dahil olmak üzere farklı dillerde konuşan çok etnikli oyuncu kadrosu, sarsıcı gerçekçiliğin usta anlatımı, ekran dışında kalan bölümün ve sesin radikal kullanımıyla Bilinmeyen Kod insanları hızla içine çeken 21. yüzyılın modernleşmesini anlatıyor.



 



Piyanist (La Pianiste), 2001



Avusturya-Fransa-Almanya, 35mm, Renkli, 129’



Oyuncular: Isabelle Huppert, Annie Girardot, Benoît Magimel, Anna Sigalevitch



Dil:  Fransızca, Almanca



Gösterim: 3 Mart Pazar saat 17.00



2001 Cannes Film Festivali’nde “En İyi Kadın Oyuncu”, “En İyi Erkek Oyuncu” ve “Jüri Özel Ödülü” alan bu filmde Isabelle Huppert, gündüzleri soğuk ve acımasız bir piyanist geceleri ise annesinin baskısı altında yaşayan röntgenci ve sapkın bir karakter olan Erika Kohut’u canlandırıyor. Kendisinden 20 yaş küçük öğrencisinin onu baştan çıkarmasıyla Erika’nın klostrofobik dünyasında ördüğü duvarlar sarsılır. Erica, daha önce dışa vurmadığı, kontrol edemediği en uç cinsel arzuları ile yüzleşmek zorunda kalır.



 



Kurdun Günü (Le Temps du Loup),2003



Avusturya, Almanya, Fransa, 35mm, Renkli,  113’



Oyuncular: Isabelle Huppert, Anaïs Demoustier, Lucas Biscombe, Hakim Taleb, Béatrice Dalle



Dil:  Fransızca



Gösterim: 1 Mart Cuma saat 15.00



Haneke bu en karanlık öyküsünde, bir kıyamet gününün resmini çiziyor. Felaketten kaçan Anna ve ailesi yazlık evlerine geldiklerinde, evlerinin başkaları tarafından işgal edilmiş olduğunu görürler. Bu gerçekle yüzleşmek, acı verici deneyimlere dönüşür. Hiçbir şey eskisi gibi değildir. Yalnızca bir ailenin hikayesi olarak başlayan filmin ilerleyen dakikaları bir dizi kolektif trajediye dönüşür. Fakat yaşanan bu trajediler, bir efsanenin yazılmasına da ön ayak olur. Bir azizin fedakarlık hikayesi Kurdun Günü ile karşımıza çıkıyor. 



 



Saklı (Caché), 2005



Fransa, Avusturya, Almanya, İtalya,A.B.D., 35mm, Renkli,  117’



Oyuncular: Daniel Auteuil, Juliette Binoche, Maurice Bénichou, Lester Makedonsky



Dil: Fransızca



Gösterim: 2 Mart Cumartesi saat 13.00



2005 Cannes Film Festivalinde “En İyi Yönetmen” ödülünü alan filmde, ünlü talk şovcu Georges, bir tacizcinin hedefi olur. Tacizci, George’un evininin içini çektiği videoları kendisine göndermeye başlar.  Gönderilen bu videoların mesajı oldukça açıktır: “Takip ediliyorsun”. George’un bir yayınevinde çalışan karısı Anne’in endişeleri arttıkça aile içindeki dram derinleşir. Aile bireylerinin suçluluk hissi, videoları kimin yolladığı sorusunun ikinci planda kalmasına sebep olur. Haneke bu filminde izleyiciyi her an tetikte tutarak, bir bulmacanın içine sürüklüyor.



 



Ölümcül Oyunlar ABD (Funny Games US), 2007



Fransa, A.B.D., İngiltere, Avusturya, Almanya, İtalya, 35mm, Renkli, 111’



Oyuncular: Naomi Watts, Tim Roth, Michael Pitt, Brady Corbet, Devon Gearhart



Dil: İngilizce



Gösterim: 2 Mart Cumartesi saat 17.00



Haneke, 1997'de çektiği Ölümcül Oyunlar’ın orijinal versiyonundan sonra, 2007 yılında Amerikan versiyonu "Ölümcül Oyunlar ABD" ile filmini yeniden yorumladı. Ölümcül Oyunlar, yönetmenin burjuvaziye olan kızgınlığının şiddet yoluyla dışa vurumu işleniyor. Ann, George ve oğulları Georgie kısa bir tatil için göl kenarındaki yazlık evlerine giderler. Vardıklarında komşuları Fred ve Eva'da bir tuhaflık sezerler. Onların misafiri olarak tanıştıkları genç ve kibar görünümlü Peter, Ann'i şüphelendirir.



 



Beyaz Bant (Das Weisse Band: Eine Deutsche Kindergeschichte), 2009



Almanya-Avusturya-Fransa-İtalya, 35mm, Siyah-Beyaz, 144’



Oyuncular: Christian Friedel, Susanne Lothar, Burghart Klaußner, Ulrich Tukur



Dil: Almanca, İtalyanca, Lehçe, Latince



Gösterim: 7 Mart Perşembe saat 17.00, 10 Mart Pazar saat 17.00



Prömiyerini 62. Cannes Film Festivali’nde yapan, 2009 Altın Palmiye ödüllü Beyaz Bant, Birinci Dünya Savaşı öncesi bir Alman köyünde yaşananları anlatıyor. Çıkar ilişkileriyle örülmüş , ahlaki bir çöküş yaşayan köyde çocuklara masumiyet öğretilir. Bunun için kola takılan beyaz bir bandın işe yarayacağından emindirler.



 



Aşk (Amour), 2012



Avusturya, Fransa, Almanya, 35mm, Renkli,127’



Oyuncular: Jean-Louis Trintignant, Emmanuelle Riva, Isabelle Huppert, Alexandre Tharaud



Dil: Fransızca, İngilizce



Gösterim: 28 Şubat Perşembe saat 17.00, 14 Mart Perşembe saat 19.00



8




Facebook'ta Paylaş
21.Şubat.2013 1455 Kez okundu
Bu Kategorideki Diğer Haberler

DARBE
Alenna ve Çark olarak da bilinen hapishane adasından kurtulmayı başaran diğer isyancılar, Birleşmiş Kuzey İttifakı Hükümeti’ni devirmek için her ne pahasına olursa olsun bir saldırı planlamak zorundadırlar.
Şimşekler
Şimşekler’de Echenoz, ampulden radyoya, röntgenden helikoptere, füzeden internete kadar bin bir türlü fikri öne sürmüş
Senarist
Vahşice öldürülmüş bir kurban Bir çadırda yarısı toprağa gömülü bir kadın cesedi bulunur. Genç kadın taşlanarak öldürülmüştür.
Onyedinci Yüzyılda Topkapı Sarayı
17. yüzyılın ünlü gezgini Jean Baptiste Tavernier, Anvers’ten Paris’e göçmüş bir “harita tüccarı”nın oğluydu. 1627’de 22 yaşındayken, komşu ülkeleri dolaşmaya koyulan genç Tavernier’in aklındaki büyüleyici kent İstanbul’du kuşkusuz.
Kemik Atlası
Köln Katedrali, rahip cübbeli silahlı saldırganlar tarafından basılır ve yapılmakta olan ayin bir anda kana bulanır. Katiller ne altın ne de para peşindedir.
Sonsuz Gökyüzü Altında
Aria bütün yaşamını Hayal’in korunaklı kubbesi altında geçirmiştir. Genç kadının bütün dünyası bu izole şehrin duvarlarıyla sınırlıdır. Ona Dışarı’da soluduğu havanın bile ölümcül olduğu öğretildiğinden Hayal’in kapılarının ardında neler uzandığını tahmin dahi etmemiştir.
Tahran'ın Damları
İran’ın başkentinin orta sınıf bir bölgesinde yaşayan on yedi yaşındaki Paşa, 1973 yazını en yakın arkadaşı Ahmet’le birlikte evinin damında gelecek hakkında konuşup şakalaşarak geçirir. Paşa hayatla ilgili zor sorular sorarken acı bir sır da içini yakıp kavurmaktadır.
Bir Trilyon Dolar - Kabus
Bir trilyon dolarlık bir servete hükmediyor olsaydınız ne yapardınız? 500 yıl önce dedelerinizden biri Venedik bankalarına
Oxford Antikçağ Sözlüğü
Sir Paul Harvey’in, “Oxford Companion to Classical Literature” özgün adlı büyük yapıtı “Oxford Antikçağ Sözlüğü” ismiyle yayımlandı. Oxford Antikçağ Sözlüğü, Antikçağ edebiyatına ve felsefesine, kısaca, tüm bir yaşamına ışık tutan, Antikçağ mitolojisini, inanışlarını ve kültürünü ayrıntılarıyla sunan bir başvuru kitabı, bir ansiklopedik sözlük.
Topkapı Sarayı Haremi - Osmanlı Tarih Öncesi
Michigan Üniversitesi tarih profesörü Rudi Paul Lindner, bu kitabında Osmanlı Devleti’nin kuruluşuna ilişkin veri ve söylenceleri tartışmaya açıyor.
DEMİR KRAL - ŞEYTANIN BALOSU
On altı yaş; kızların prensese dönüştüğü, gerçek aşkı bulduğu, yıldızların onun için parladığı ve yakışıklı prensin onu günbatımına taşıdığı o özel yaş...
Velilik ile Delilik Arasında
İbnu’s-Serrâc 14. yüzyılın ortalarına doğru vefat ettiğinde arkasında “Teşvîku’l-Ervâh ve’l-Kulûb ilâ Zikri Allâmi’l-Guyûb” ismini verdiği oldukça önemli bir eser bıraktı.
Dolunay
Calla Tor kendini baş düşmanları olan Arayıcılar’ın ininde bulduğunda, günlerinin sayılı olduğundan emindir.
Evrensel Eşit Kuyruklu Canlı –3
Evrensel eşitlik içselleştirildiğinde savaşları bitirecek tek bilgidir. Kitabın içeriğinde Ön Türkler\\\'deki Altı Yarıq Tigin, Tibet\\\'teki Yaşam Çarkı, Kadim Çin\\\'deki I-Ching ve özellikle Kuran\\\'daki Mukatta harflerinden faydalanılarak hazırlanan Kader Çarkının Gizemleri bölümünde değişmez kabul edilen ve eşitlik bozucu görünen kader anlayışının aslında değişir olduğu hakkında örnekler verilmiştir.
Tournefort Seyahatnamesi
Fransa krallık bahçelerinin, başka bir deyişle günümüzdeki Doğa Tarihi Müzesi\\\\\\\'nin bitkibilimcisi Joseph Piton de Tournefort, bu kurumun düzenlediği araştırma gezilerinin öncüsüdür.
Osmanlı Tıbbı
Osmanlıların sağlık anlayışlarının ve tıbbı kullanma biçimlerinin daha önce tasavvur edilenden çok daha karmaşık olduğunu ileri süren bu kitap, Osmanlı tıp sistemin üç farklı gelenekten beslendiği tezinden hareket ediyor
Efsane Tanrıçası
Hayatta ve aşkta ikinci bir şans elde edebilirdi… ama tek bir şartla… Hayattan bıkmış bir fotoğrafçı olan Isabel trafik kazası geçirir.
Ateşböceğinin Şarkısı
Ateşböceğinin unutulmaz hikâyesi devam ediyor… Uzun zaman önce, hayatımın en kötü gecesinde Ateşböceği Yolu denen kapkaranlık bir sokakta yapayalnız yürürken ruhuma dokunan biriyle karşılaştım.
Perşembeleri Parkta
Âşık olmak için asla geç değildir. Bir anda evliliği sonbahar yaprakları gibi sararıp solmaya başlayınca ilkbahara olan inancını kaybeden bir kadın... Ve onun kalbinde yeniden çiçekler açtıran bir adam... Ve her sonbaharın ardından gelen ilkbahar
Türklerde Din ve Devlet Yönetimi
Christoph Wilhelm Lüdeke İzmir Protestan Kilisesi’ni kurmak üzere atandı ve 19 Nisan 1759’da kente ulaştı. Üç yıl sonra kilisesine destek bulma amacıyla Protestan ülke büyükelçilerini ziyaret etmek üzere İstanbul’a gitti ve burada altı ay kaldı.
Stalin\'in İnekleri
Birbirlerinden siyaset, savaş, aşk ve hastalık nedeniyle ayrı düşmüş, üç nesilden kadının hikâyesi… Sofia baskıcı bir rejimin yol açtığı acılar, Katariina kaçmanın korkusu ve Anna ise kendi bedeninden duyduğu utançla baş etmek zorunda…
Antikçağda Oyun ve Oyuncaklar
Büyük tarihçi Johan Huizinga, insanı “homo ludens” (oyun oynayan insan) olarak tanımlar. Hatta daha da ileri giderek, oyunun kültürden daha eski olduğunu iddia eder.
Osmanlı Toplumunda Çocuk Olmak
Çocuk emeği, çocuk evlilikleri gibi çocuklarla ilgili sorunlardan yoğun bir şekilde bahsedildiği modern Türkiyede, bu sorunların tarihsel arka planına yönelik ilginin azlığı şaşırtıcıdır. Osmanlı toplumunda özellikle "modernleşme süreci" öncesinde çocukların yaşamına ilişkin çağdaş dönemde çok az şey üretilmiştir.
PENDRAGON ÖLÜM TACİRİ
Sıradan bir genç olan on dört yaşındaki Bobby Pendragon, günün birinde çok özel bir yeteneği olduğunu keşfeder:
Bir Aktör Hazırlanıyor
Şimdiye kadar yazılmış en önemli oyunculuk eğitimi kitabıdır. Stanislavski’nin eseri kuşaklar boyunca oyuncu ve eğitimcilere esin kaynağı olmuştur.
Torunuma Yunan Mitleri
II. Dünya Savaşı sırasında Direniş’e katılan ve “Albay Berthier” kod adıyla André Malraux’yu kurtaran bu genç komünist, Louis Gernet ve Ignace Meyerson’un etkisiyle, Eski Yunan’a antropoloji, hukuk ve psikoloji gözlüklerinden baktı ve tragedya, mit ve site hakkında bildiklerimiz altüst oldu.
Her Şey Kızım İçin
Anne sevgisinin akıl almaz gücüyle işlenen hikâye, çocuğunuzu kurtarmak için ne kadar ileri giderdiniz sorusuna yanıt arıyor.
İnsanı sarhoş eden kokular, renkler ve hislerle yazılmış bir aşk mektubu…
Yeni evli George ve Sabine çifti İngiltere’den Trinidad’a taşınır. Sabine burada yalnızlık çekse de George yeni yaşamına hemen ayak uydurur ve çiftin tutkulu evlilikleri zorluklara rağmen ayakta kalmayı başarır.
Yaşamını sokaklarda sürdüren ve terk edilmişliğinin acısını herkesten gizlemeye çalışan Pippa
Yaşamını sokaklarda sürdüren ve terk edilmişliğinin acısını herkesten gizlemeye çalışan Pippa’yla tanıştığındaysa olaylar Aidan’ın beklediğinden çok farklı gelişir. Halkını ve topraklarını korumaya çalışan Aidan ile kendisini terk eden ailesinin gizemini çözmeye çabalayan Pippa, tüm bunların arasında aşkı bulabilecek midir?
Aşk Tüm Zamanların İçinden Geçer
İçinde aşkın tüm renklerini bulacağınız, macera dolu, unutulmaz bir seri... Geçmişin gölgesinde kalmış bir aşk Fantastik bir dünyada hayat bulan, muhteşem bir zaman yolculuğu
SUS SÖYLEMEDİKLERİN SENİ ÖLDÜREBİLİR…
Pegasustan yeni kitaplar. Başarılarıyla ünlü bir tüp bebek kliniği ve kliniğin en gözde çalışanlarından Dr. Keaton’ın cinayetiyle büyük bir paranoya ve karmaşaya sürüklenen insanlar…
YAZAR MUSTAFA YALÇIN İLE RÖPORTAJ YAPTIK
Fizyoterapi dünyasının, karşılaştığımız en eğlenceli ismi Mustafa Yalçın ile bir söyleşi yaptık. Evet, biz de merak ettik. Fizyoterapi ile mizah nasıl bağlanıyor diye. Güzel ve doyurucu cevaplar aldık. Bir çok kişi bir heves ile bir kitap yazar, yayınlatır.
Yeni Kitaplar
Yirmi yıllık evlilikleri bitme noktasına sürüklenirken birçok çift gibi Michael ve Jolene de çocuklar, kariyer, fatura, ev işleri gibi günlük yaşamın sıkıntılarıyla uğraşmak zorundadırlar.
Pegasustan yeni kitaplar
Kapkaranlık bir şehir. Her yer gölgelerle kaplı. 11 yaşındaki Fuat bu gölgelerin altında doğup büyüyen çocuklardan yalnızca biri. Babası ve ağabeyi öldürülmüş, ablası Taliban tarafından kaçırılmış. Böyle acı dolu bir hayatı nasıl bir gelecek bekliyor olabilir?
Dokuz
Senden evvel, umman tanımaz, yataklarını döverek çağlayan asi bir nehirdim ben. Nereye aktığından habersiz, zehir zemberek ve hırçın sularıma; bir gün, bir çift kara gözün aksi düştü ansızın. Gözlerime değen gözlerinin karası tüm bedenimi, benliğimi sarmaladı ve yüreğimde, kalbimde bir kara sevdaya dönüştü. Bilmezdim senden önce, inanmazdım böyle bir hastalığın hükmüne…
İstanbul Şifresi
İstanbul’un altında, çok derinlerde gömülü bir sır… Dünyayı sarsacak bu sır ortaya çıkmak üzere…
Truva Tanrıçası
Pegasus'tan yeni bir kitap. 1 nisan da TRUVA TANRIÇASI Tanrıça Serisi 6. kitap Aşkta ve savaşta her şey mümkündür...
Dünyaya Hükmeden Sultan Kanuni
Kanuni Sultan Süleyman, sınırları üç kıtaya yayılmış Osmanlı İmparatorluğu’nu sadrazamı, Sokullu Mehmet Paşa; kapudan-ı deryası, Barbaros; mimarı, Mimar Sinan; şeyhülislamı, Ebussuud Efendi; şairi, Bâki olan muhteşem kadrosuyla, yıllarca adaletle yönetti.
Küf
“Kapı, Yılan, Gerçeği İnciten Papağan çarptı beni. Bir Türk Kafka’sıyla karşılaştığımı duydum. Borges’i düşündüm. Benzersizliğinin sürmesini çok isterim. Kısa öykülerinin çarpıcılığı ağırlık kazandırıyor.”
Kaplan Kaplan, Bu doğru mu?
Sizi yeniden gülümsetecek dört soru Hayatla ilgili düşüncelerinizi gözden geçirmenizi sağlayacak ve kalpleri ısıtacak sımsıcak bir öykü!
Karma, Maya, Yoga, Nirmavana
Kabalcı yayınevinden içsel yolculuklar için iki yeni kitap.
Pegasustan iki yeni kitap
Ejder Ateşi ve Sevilmeyen Kadın. 13 Mart'tan itibaren raflarda yerini alacak iki yeni eser.
Hayatımız 7 günde değişir mi?
Paul McKenna, 3 yılda 3 milyon kitap satışıyla İngiltere’nin en çok satan edebiyat-dışı yazarıdır. Televizyon programları ve konuşmaları, dünyanın kırk iki ülkesinde yüzlerce milyon insan tarafından izlendi.
Olağan Psikopatlar - Ermişler Casuslar ve Seri Katillerden Hayat Dersleri
PSİKOPAT. Bu kelimeyi duyar duymaz katiller, sapıklar, intihar bombacıları üşüşüyor zihnimize. Ama filmlerdeki emsallerinin aksine, gerçek hayatta her psikopat şiddet yanlısı veya suça meyilli değil. Yeni araştırmalar her on CEO’dan birinin psikopat olduğunu söylüyor. Gülerek “Bilmem mi!” diyorsanız ekleyelim; cerrahlar, avukatlar, gazeteciler ve politikacılar arasında da psikopatlık hayli olağan
Ölümcül Oyunlar
1997 yapımı Ölümcül Oyunlar, kuşkusuz Haneke’nin seyirciyi en çok rahatsız eden ve dehşete düşüren filmlerinden biridir. Göl kenarındaki yazlık evlerine gelen orta sınıf bir ailenin rahatı, iki gencin çıkagelmesi ile bozulur.
Şiddetten uzak durabilmek için “Şiddetsizlik”
Şiddet ve Şiddetsizlik “Çıtır Çıtır Felsefe” dizisinin yirmi ikinci kitabı “şiddet ve Şiddetsizlik” çözüm için şiddetin olmayabileceği yollar olduğunu ortaya koyuyor. Renkli ve ilgi çekici resimler ile çocukların kitaplığına şiddetsiz iletişimin önemini anlatan bir kitap konuluyor.
YURTİÇİ VE YURTDIŞI KİTAP FUARLARI
Ülkemizde ve dünyada kitap ve kitapseveri bir araya getiren kitap fuarlarına ilişkin bilgiler günvellenerek yayınlanacaktır.
İNFERNO - Dan Brown’dan yeni bir heyecan kasırgası
Dante’nin “İlahi Komedya”sının “inferno” bölümünden esinlenerek bu romanı yazan Brown; “İnferno”yu öğrenciyken okumuştum. Ancak dünyaya ne kadar kalıcı etkilerinin olduğunu Floransa araştırmalarım sırasında fark ettim. Okurlarımı gizemli bir diyara, yolculuğa çıkaracağım için çok heyecanlıyım. Kodlardan, semboller ve gizli tünellerden çok daha fazlası olacak” diyor.
Yeni yılın İlk Kitap Fuarı Adana'da
Yılın ilk kitap fuarı Adana’da 15-20 Ocak 2013 tarihleri arasında TÜYAP Adana Uluslararası Fuar ve Kongre Merkezi’nde kapılarını kitapseverlere açmaya hazırlanıyor
Man Asian Ödülü’ne Aday Gösterilen Yazarlarımız
Man Asian Edebiyat Ödülü için seçilen ilk onbeş aday arasında bulunan yazarlarımız. Orhan Pamuk ve Elif Şafak.
Ve Günler Yürümeye Başladı
Galeano'dan her güne bir masal değil, her güne bir gerçek.
Şimdi suratına bir tane çaksam, sanat diyebilir miyim buna?
"Şimdi suratına bir tane çaksam, sanat diyebilir miyim buna?" "Yılın en iyisi... Bildiğiniz şahaser." Nick Hornby Tıme,Guardian, Amazon, Esquire, People ve Kirkus'un "Yılın En İyi Kitabı" seçkilerinde.Bay VE Bayan Fang yaptıkları şeye sanat diyorlardı. Çocuklarına göre ise bu bir tür şeytanlıktı.
Türkiye’ye Değer Gönüllüleri’nden Ağrı Türk Telekom Okulları’na Kitap Desteği
Türkiye’ye Değer Gönüllüleri, Ağrı Diyadin Türk Telekom İlk Öğretim Okulu ve Ağrı Türk Telekom Anadolu Öğretmen Lisesi’ne kitap yardımında bulundu. Türk Telekom Ağrı İl Müdürlüğü çalışanları topladıkları kitapları öğrencilere hediye etti.
İlk Öğretmenim
Hatırladığım en eski doğum günlerimden birinde babam, daha sonradan kendisine, dedemin verdiğini söylediği bir kitap hediye etti...
Bir tür gelgit olayıdır Pessoa
Çağdaş insanın bütün çelişik mistifikasyonları birleşir onda. “Entelektüel bakımdan erken gelişmişlik, erken olgunlaşmış yoğun hayal gücü, kötülük, korku, yalnız kalma ihtiyacı. Minyatür bir nevropatlık.” Hepsi Pessoa’dır.
Benzersiz metaforların şairiydi
Türkçe yazılan şiirin son çeyrek yüzyıldaki en önemli temsilcilerinden şair, yazar ve ressam Sami Baydar, geçirdiği ani kalp krizine yenik düştü.
Orhan Kemal’in Nazım Hikmet’le 3,5 Yıl Anı Kitabı Pakistan’da Yayınlandı!
Gerçekçi - Toplumcu Türk edebiyatının usta kalemi Orhan Kemal'in “Nâzım Hikmet’le 3,5 Yıl” anı kitabı, Pakistan’da yayımlandı.
SİİRT VALİLİĞİ KİTAP OKUMA KAMPANYASI BAŞLATTI
Siirt'te kitap okuma kampanyasına start veren Vali Ahmet Aydın, kitap okuyacak işsiz gençlere iş garantisi verdi.
6. Beyoğlu Sahaf Festivali Kitapseveri Kitapla Buluşturuyor.
Beyoğlu Belediyesi tarafından düzenlenen Beyoğlu Sahaf Festivali, oldukça ilgi görüyor. 25 Eylül'de başlayan festival. 14 Ekime kadar İstanbullu kitapseverleri ağırlamaya devam edecek.
Haydarpaşa Tren Garı - Doğuya açılan kapı
Haydarpaşa garı İstanbul’un sembollerinden biri haline gelmiş, özellikle de köyde kente göç döneminin önemli simgelerinden biri olmuştur.
geriver.com yayın hayatına başladı
geriver.com ile aradığınız kitaplara, size en yakın kitapseverlerin kütüphanelerinden ödünç alarak ulaşabilir, sizin gibi kitapseverler ile tanışabilirsiniz !..
Bir küçük kahkaha, kutsallaştırılan her şeyi sivilleştirir
Francois Rabelais’in ünlü eseri “Pantagruel” ilk kez tüm dipnotları ile Türkçede...
Curiosity’den çok önce Mars’a inen adam!
Ray Bradbury, “Resimli Adam” kitabındaki öykülerle bizi gezegenlere, uzaya, hayal dünyasının ürkütücü yanına götürüyor.
Bu kitap 'canlı' yazılıyor
İngiliz yazar Silvia Hartmann yeni romanını 'Google Docs' üzerinden okurların gözü önünde yazıyor.
NAZIMIN ÖĞRENCİSİ "BACAKSIZ ORHAN"
Orhan Kemal ilk kitabını "Bacaksız Orhan" olarak yayımlamıştır. Orhan Kemal, milletvekili ve bakanlık yapmış Abdülkadir Kemali Bey ile ortaokul mezunu aydın bir kadın olan Azime Hanım'ın oğludur.
"En Değerli Kitaplar Tepebaşı’nda Buluşuyor
Beyoğlu Sahaf Festivali 25 Eylül’de başlıyor.