"keşke" dedi bilge, "keşke ölseydin, bilirdim, öldün diye ağlardım"
Zifiri karanlığın küçük aydınlatması olan bir sigara ateşini hatırlıyordu, içine çektiği dumanın nefesinin sesini öylesine hissediyordu ki gerçek olduğuna yemin edebilirdi. Birde yıllar öncesinden tanıdığı yüzünü hatırlamakta oldukça zorlandığı adamın son sözlerini; ‘endişelenme’
Bilge’nin ağzından zoraki ‘iyiyim’ kelimesi çıkmıştı. İyi değildi Bilge.
Bu sefer artık içinde ertelemeye bahane bulamadığı iş ortağını aramaya karar verdi.. O sadece iş ortağı değildi, yıllarını hesap etmekten vazgeçtiği bir geçmişi vardı, ben ne isem sen o sun derlerdi birbirlerine. Mert’in gidişi Bilge'yi ne kadar yaraladıysa Bilgenin kâğıt üzerinde iş ortağı olan ama ortak hayat yaşayan Didem’i de o kadar yaralamıştı. Her gün biraz daha Bilge'nin eridiği gerçeği Didemin'de gerçeğiydi.
Uzağa bıraktım bugün kendimi ikimizin de nefes aldığı şehirden
Bilgisayarını karıştırırken üzerinden epey zaman geçmiş tarihli bir dosya çekti dikkatini. Dosyayı açtığı anda yeni kuruyan gözleri tekrar nemlendi,
Tekrar kesişecekti yolları emindi.
Onu gördüğü ilk saniye anlamıştı, hayatının aşkı olduğunu, iliklerine kadar hissetmişti aralarında geçen uyumun tatlı akımını.