Yemeyin Yahu... Az yiyin.
Bedenimiz hayat ile ahenkli bir performans ile çalışmakta imiş meğer. Bunu bozmamak lazım. Sanki yeni bir haber gibi. Evet yıllardır her zaman bu türlü şeyler duyarız. Biyoritmimize dikkat edilmesi gerektiği, çakraları falanı filanı... Ancak hiçbir yayın okuduğum bu kitap kadar "mantıklı yahu, gerçekten mantıklı" dediğim bir düşünceye sürüklemedi.
En çok etkileyen konulardan biri de şu oldu. Evet bedenimiz yıllardır hiç teklemeden çalışıyor. Bir organ teklese zaten neler olacağı belli. Evet mantıklı. Yani yemeyin yahu. Az yiyin. Çünkü mide dediğimiz organ tüm yediklerimizi tek tek işliyor. Her biri üzerinde tek tek çalışıyor. Biz aman lezzet, aman yemek kültürü, aman sofra kültürü, filan falan derken bütün yükü atıveriyoruz midemizin üzerine. Hangi biriyle uğraşsın. En sonunda bir yerde “yeter yahu” diyebilir. Bu durum çeşitli yanma ve acımtırak yüz şekillerimizle kendini gösterebilir.

Bu durumda gerçekten mide böyle yoruluyor. En basitinden bir çorba, salata, bir sıcak sebzeli yemek ve bir de karbonhidratlı yemelerimizden düşündüğümüzde, bunun içinde kaç çeşit sebze, salça, yağ, tuz, et vs... Var. İşte mide bunların her birini, ayrı ayrı işliyor ve çok yoruluyor. Sonra ne oluyor. Her organ görevini yapıyor. Karaciğerde bir kimya fabrikası gibi ihtiyaç duyduğumuz mineral, vitamin vs... Her neyse bunları ayırıyor. Ama bir fırsat bulsa mideden kendine gönderilen şeylerden başını bir kaldırabilse, vücudun ihtiyacı olan, bağışıklık sistemini güçlendirici bir şeyler yapacak. Maalesef bizim yemek aşkımızdan fırsat bulamıyor.
Yani ne kadar az yemek, organların o kadar az kullanımı ve dinlendirilmesi gibi bir imkan sağlıyor ve sağlık bizi daha geç terk ediyor. Tabi bunlar uzman görüşlerinden ziyade kitaptan anladıklarımız. Kulağa mantıklı geliyor.

E tabi bir de bunların üzerine, beş ayin denilen hareketleri de yapınca çakralarımız normal vibrasyonlarına başlıyor ve hayat güzelleşiyor. Elbette kitabı dikkatlice okumak ve uygulamak gerekir. Bilgi uygulanmadıktan sonra bir iş yaramıyor.

Tibetli rahipler bunu yapıyorlarmış meğer. Ve iddialara göre yüzelli yıl yaşıyorlarmış. Kitabın adını söylemedim daha. “Tibet'in Gençlik Pınarı” Okunmalı ve en azından beslenme ile ilgili bölümler üzerinde düşünülmeli.

Hoşçakalın.
Facebook'ta Paylaş
Editör
5 yıl önce
0 yorum