Formunuzu Koruyun
Uzun zamandır “kilolarınızdan kurtulun, formunuzu koruyun” dediğim hastalara karşı mahcuptum. Zira benim de 7-8 kilo fazlam vardı. Dikkat ederseniz “vardı” diyorum çünkü geçen hafta sonu gittiğim mesleki kursta diyete niyet ettim. Şu satırları yazdığım sıralarda tam 38 saat 13 dakika 55 saniyeden beri diyetteyim.
Herkesin yoğun ısrar ve çabası sonucu fit bir vücuda kavuşacağım için içim rahat. Artık yemek yemek aklımın ucundan bile geçmiyor. Belki baklava dilimi gibi karın kası bile yapabilirim.

Baklava demişken bu yunanlılar da tam diyete başladığım gün bizim tatlımızın patentine dadandılar. Yüzyıllardır bize ait olan en meşhur tatlımızı çalmaya çalışıyorlar. Hayır, tamam ben şu an yiyemiyor olabilirim ama diyet yapmayan milyonlarca genç yiyebilir.

Neyse bu yiyecek konusunu kapatalım. Zira üzerinde duracak kadar bile canım çekmiyor. Biz başka konuya geçelim.

Mesela; son fenomen “Gangam Style”, Koreli bir adamın dünyayı kasıp kavuran bir şarkısı oldu. Aynısının çakmasını “Yam Yam Style” ile Atilla Taş yaptı. Beste aynı olsa da söylenen ve söyleyenlerin zıtlıkları göz alıcı. Koreli, şişman ve ağzını doldura doldura “Gangam” diyorken, bizim cılız “ham çökelek” vatandaş, açlıktan “yam yam” diyordu. Bunları yan yana koyup birbirlerinin tabağından yemek yedirterek diyet yaptırmak lazım.

Başka bir konu; Türkiye’nin Suriye ile krizi. Suriyeden ülkemize göçen insanlar gerçekten zor durumdalar. Yiyecek bir gram bişey bulamıyorlar. Bazen onların haline baktıkça eskiden çok yiyerek onların hakkını gasp etmişçesine pişman oluyorum. Bu yüzden diyet yaptığım için kendimle bir kez daha gurur duyuyorum.

Aklıma takılan başka bir mesele de asgari ücret. Yahu kardeşim bu kadar parayla bu insanlar ne yiyip ne içecek? Zaten savaşlar da hep boğaz kavgasından çıkmıyor mu? Yakında bu ücretler yüzünden birbirimizi yemeye başlayacağız. Şu diyetli halimle bana niyeti bozduracaksınız.

Bu arada diyete başladığımın ertesi günü bir film izledim. Erol Taş ile Cüneyt Arkın oynuyordu. Filmin tek kötü yanı Erol Taş’ın kocaman bir kuzu budunu öylece ısırmasıydı. Saydım adam film boyunca iki kuzu, üç tavuk, bir karpuz ve en az beş kilo meyve yedi. İçtiği içeceklerin haddi hesabı yok. Filmin konusuna gelince… İşte adam sürekli yemek yiyor falan, çok da öenemli bir durum yok. Olsa hatırlardım. Gerçi olmazsa CD’sini alıp tekrar izlerim. Nasıl olsa yemek masrafım azaldı ve artık ayda en az on film DVD’si satın alabilirim.

Neyse konuyu fazla sündürmeden burada noktalamak istiyorum. Diyetten çıktık taa nerelere geldik. Bu arada merak edenler için söyleyeyim; diyete başlayalı 38 saat 43 dakika 17 saniye oldu ve inanır mısınız yemeğin “y” si bile aklımın ucundan geçmiyor. Yaşasın diyet yemek!

Mustafa Yalçın

Her hakkı saklıdır. Köşe yazarlarına ait yazılar, yazarın adını da içerecek şekilde ve aktif olarak yayınlandığı sayfaya link verilmeden başka yerlerde yayınlanamaz.
-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

YAZAR HAKKINDA

1985’de dünyada doğdu. SDÜ Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon bölümünü bitirerek Alternatif Tıbbın göbeğine demir attı. Hayat Üniversitesindeki yüksek lisansını kendi kitapları ile tamamlamaya çalışıyor. Zira sağlık sektöründe çalıştığı günden beri, bilimsel verilerin ‘vermekten çok almak’ üzerine odaklandığı çarpıklığı gördü. “Bizi aldatan bizden değildir” diyerek, kafamızı karıştıran bilimsel verileri kahve muhabbeti kolaylığında anlatmaya çalıştı. Ömrü vefa ettikçe bu muhabbeti paylaşmaya devam edecek. Çünkü hayat paylaşınca güzel lalalaa la laalalaa…

YAYINLANAN ESERLERİ

"Fizyoterapist" ile kendi mesleğini naçizane tanıttı.

"Gittim fizyoterapist oldum" kitabıyla mesleki sorunları mizahi bir dil ile anlattı.

"Rehabilitasyon" kitabı ile uğraştığı hasta tiplerini deşifre ederek tüm intikamını aldı. Meslektaşlarının yüreğine su serpen satırları sayesinde yazıda ilk "Toplu Terapi Tekniği"ni icat etti.

"Adamı hasta etmeyin" hastanede dönen dolaplardan dolayı, yazarın tepesinin atması sonucu ele aldığı ilk ciddi kitabıdır.

Yine obezite rehabilitasyonuna merak sardığı yıllarda, hastalarına tembih mahiyetinde yazılan "Bu diyet bana çok dukandı" kitabı, dünyanın en zayıf anti-diyet kitabı olarak tarihe geçti.

Yazmaya devam ediyor...
Facebook'ta Paylaş
5 yıl önce
0 yorum