Uzağa bıraktım bugün kendimi ikimizin de nefes aldığı şehirden
Bilgisayarını karıştırırken üzerinden epey zaman geçmiş tarihli bir dosya çekti dikkatini. Dosyayı açtığı anda yeni kuruyan gözleri tekrar nemlendi,
Bilgisayarını karıştırırken üzerinden epey zaman geçmiş tarihli bir dosya çekti dikkatini. Dosyayı açtığı anda yeni kuruyan gözleri tekrar nemlendi, Mert’le altı ay önce şiddetli bir kavgadan sonra bilge eşyalarını toplamış ayrılık eşiğinden geçerek kendini daha önce hiç gitmediği bir şehire atmıştı işte o günlerin izini taşıyan bir yazı bulmuştu.

‘’Uzağa bıraktım bugün kendimi ikimizin de nefes aldığı şehirden, fonda bir ince kendi sesimden nazım dili, aşkıma karşı memleket hasreti kokulu.

Gözümün alabildiğine deniz, burada kimin suratına baksan kaderini okuyabileceğin insanlar var birde şehirli insanlara alışık olmadıkları öksüz doyuran bardakta çay ikram etmeyi ibadet saydıkları inançları. O telaşlı yaşamsal kavgadan ve kaygıdan olabildiğince uzak.

Kafanı çevirsen, kiraz ağacının gövdesine uzanmış parmak uçlarıyla sevişen gençlerin kaçak gölgeleri.
Burada –di’li geçmiş zamanlara inat ilerliyor zaman, evlerde hep Cuma erteleri sakinliği.

Her milletten insan buyur eden, o taşı toprağı altın olan şehirden gelen, arta kalan zamanların kadını olduğum gerçeğini siliyorum; Taşına, toprağına, el emeği göz nuru olan, dantel masa örtülerine. Hazır mevsim uygun biraz yaza küskün üstelik.

Fahişe bir yüreği ısıtacak güzellikteydi her şey, aşk bugün buram buram ama ’ya yarın?’ sorusunu içimize kazıyacak kadar derindi hissettiklerim. Endişe kaplıydı her bir yanım ki, bu adımın anlamından sonra en çok yakışan duyguydu bana. Oysa çok da emindim hayat benden yana dediğimde, tanrının lanetini suratımda hissetmeme hep çeyrek var tedirginliği.

Ben giderken ve en güzel aşk hikâyemi de yanımda götürürken, bunca zaman durmaksızın ertelediğin bir yola çıkışını izleme işkencesinden kaçtım, geldim. Bavulumda, senin aşksız geçen kışların intikamı olan bahar sevdalarının günahı, hem de benim kışım aşksız geçmemişken. Kaldı ki aşkım hala avuç içi sıcaklığı.

Zaten nicedir nefes alışlarımız bile aynı değildi senin için. Benim içinse ağzından çıkan ve kalbimde tüy dokunuşu hissini bırakan naif kelime eksikliği vardı. Kulağımda derin sessizliğinin iç yüzü, yüzümde cambazın ayağındaki ipin gölgesi.Ruh hallerimiz o kadar farklıydı işte, tıpkı doğup büyüdüğüm şehirle rüzgârın dili olduğuna inanacağım bu yer gibi.’’

Renklerin dilini bilmiyor olsam orospu kırmızı derim ayrılığımızın rengine dedi son satırı hemen okuduktan sonra. O tanrısallaştırdığı aşkı olan adam neredeydi? Ne yapıyordu? Gittiği andan beri Bilgede duran zaman nasıl oluyordu onda ilerleyebiliyordu.

Gereğinden fazla tatsız başladığı günü nasıl dolduracağı endişesi taşıyordu. Artık bedeni uğradığı ayrılık tecavüzünü kaldıracak kadar kuvvetli değildi. Attığı kalbinin aksine hızlı adımlarla odasına gitti, çarşafları çıkarttı, dün geceye ait ne varsa hepsini yakmak, yok etmek istiyordu.

Eli radyoya gitti; tanışma fırsatını da bulduğu çocukluğunun soğuk sabahlarının kahramanı çıktı, şarkıya içtenlikle eşlik etti, suyu açtı, dün gecenin iznini taşıyan günahını bedeninden arındırmak için duşa girdi, uzun bir süre kulağına gelen müziğin ritmiyle suyun altında kaldı.

Özlem Tultay

Devamı gelecek... Takipte kalın...

Her hakkı saklıdır. Köşe yazarlarına ait yazılar, yazarın adını da içerecek şekilde ve aktif olarak yayınlandığı sayfaya link verilmeden başka yerlerde yayınlanamaz.
------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

YAZAR HAKKINDA

Bayanlar baylar tanrı beni yaratırken ruhuma fazlaca aşk hallerini üflemiş ve 1985 yılının bir sonbahar sabahında hayatınıza bir yerlerden değmem için beni bu topraklara göndermiş. Yalnız bu geliş sanırım birilerini rahatsız etmiş ve beddua etmiş olmalı ki bu hayatta sadece 'iflah olmaz bir romantik' oldum çıktım. Eğitim, iş, hayat derken kendimi yazarken nefes alır buldum. Şimdi buradayım. Yazarken keyif aldığım kadar umarım sizlerde okurken keyif alırsınız.
Facebook'ta Paylaş
5 yıl önce
1 yorum