Türk Sineması'ndan unutulmaz yardımcı performanslar
Cüneyt Arkın, Tarık Akan, Kadir İnanır, Tamer Yiğit, Ayhan Işık, Ediz Hun, İzzet Günay… O dönemi yaşayıp da bu isimleri bilmeyen sinemasever eminiz ki yoktur.
Ama öyle kilit yardımcı roller ve öyle iyi performanslar barındırır ki Türk Sineması; Dünya Sineması’ndan en önemli farklarından biri de işte bu yardımcı performanslar ve büyük oyunculukların hakkının teslim edilmeyişidir. İşte bu seferki yazımızda, bu gizli bırakılmış hazinelerin 7’sinin iade-i itibarını yapmaya çalışacağız.

1. ERİŞ AKMAN (‘Aile Şerefi’ filminde Fabrikatör Fehmi Bey’in oğlu Oktay rolüyle): Muhtemelen adını anımsamakta zorlanacağınız Akman, aslen Türk Sinema ve Tiyatrosu’nun mutfak kısmında senelerini harcamış gerçek bir sanat gönüllüsüdür. Öyle ki, yurtdışına da açılmış ve yabancı filmlerde yönetmen asistanlığı gibi konumlarda bulunmuştur. Bahsettiğimiz performans, 1976 yılında Orhan Aksoy’un çektiği ‘Aile Şerefi’ filminde vuku buldu. 70’li yıllarda aile komedileri sıfatıyla adlandırılan Adile Naşit-Münir Özkul filmlerinin en karanlık ve de iç burkan örneği olan yapımda, geçim sıkıntısı çekmesine rağmen kendi içlerinde mutlu bir ailenin, bir trafik kazasıyla altüst olan hayatı anlatılır. Bağdat Caddesi’nde yarışan iki otomobilden biri, ailenin küçük oğluna çarpar ve çocuğun ömür boyu sürecek sakatlığına sebep olur. Aracı kullanan Oktay, bu vesileyle tanışıp beğendiği evin kızı Zeynep’e de musallat olacaktır. Akman, züppe ve maymun iştahlı Oktay rolünde o kadar inandırıcı ve ikna ediciydi ki; -kendi kahvehanesinin önünde sürekli dayak yiyen, rahmetli Erol Taş’ı düşünürsek- belki de bu sebeple bir daha akılda kalıcı bir rolde seyirci karşısına çıkamadı.

2. SAVAŞ BAŞAR (‘Devlerin Aşkı’ filmindeki Süreyya Bey rolüyle): Dönemin ünlü ikilisi Türkan Şoray ve Kadir İnanır’dan Osman Seden yönetiminde, pek yenilik vaat etmeyen bir imkansız aşk filmiydi 1976 tarihli ‘Devlerin Aşkı’. Önceleri sevgili olan manikürcü Türkan ve şoför Tarık ikilisinden önce Türkan’ın, sevgilisi olarak; sonra da Tarık’ın, baş yardımcısı olarak yolları; zengin işadamı Süreyya Bey ile kesişiyor. Bir müddet sonra, nefret kisvesi altında, yarım kalan aşkları yeniden alevlenecektir. Zengin, bonkör, acımasız ve de saf olmayı aynı potada eriten Süreyya Bey’e gerçekten çok başarılı bir şekilde hayat veren Başar’ı da maalesef aynı akılda kalıcılıktaki bir performansla daha izleyemedik.

3. NİSA SEREZLİ (‘Nereden Çıktı Bu Velet’ filmindeki Süpürgeli Naciye rolüyle): Yine Osman Seden, bu kez 1975 yılında yönetmiş. Zeki-Metin ikilisinin yolda buldukları Osman adlı kimsesiz bir çocuğa birkaç gün dadılık yapmak zorunda kalınca yaşadıkları maceraları anlatan hoş bir sitcomdu yapım. Ama filmdeki esas komedi unsuru, Metin’in müstakbel kayınvalidesini canlandıran Nisa Serezli’ydi. Kaynana kabusunu anlatan filmler arasında performans anlamında en tepelerde yer alır kuşkusuz Serezli. ‘Damaaat’ diye yeri göğü inlettiği ve ikilinin iki ayağını bir pabuca soktuğu sahneler gerçek birer klasikti. Jane Fonda, Serezli’yi izledikten sonra ‘Vay Kaynanam Vay’ı çekseydi, bizce sonuç bu kadar hüsran olmazdı.

4. BİLGE ZOBU (‘Kapıcılar Kralı’ filmindeki yönetici Zafer Bey rolüyle): 1976’da Zeki Ökten’in kamerasından çıkan ve merhum Kemal Sunal’a Antalya’da en iyi aktör ödülünü getiren ‘Kapıcılar Kralı’, aslında bünyesinde çok iyi performanslar barındırıyordu. Sevil Üstekin’den Sevda Ferdağ’a, Feridun Çölgeçen’den Şevket Altuğ’a hem karakterler hem de performanslar gayet renkliydi. Ama kariyeri boyunca irili ufaklı (genelde de ufaklı) birçok rolle karşımıza gelen Bilge Zobu’yu hiç bu şekilde izlememiştik. Bir apartman içerisinde dönen entrikalar, uyanık bir kapıcı, kök söktüren asker emeklisi bir apartman yöneticisi… Kabaca bu çerçevede ilerleyen filmde (ki daha sonraları çok beğenilen TV dizisi ‘Bizimkiler’in iskeletini oluşturdu.) sonradan yönetici olan Zafer Bey, askerlikten emekli olmuş ve birtakım askerlik takıntılarından kurtulamamıştır. Ast-üst ilişkisini, yönetici-kapıcı ilişkisine uyarlamaya kalkması da filmin komedi unsurunun belkemiğini oluşturur. Gayet inandırıcı bir oyun ortaya koyan Zobu’nun rolüne ne kadar özendiğini anlamak için, kapıcı Seyit’in kıyafetini kontrol ederken yakasının açık olduğunu ‘farkettiği’ sahneye bakabilirsiniz.

5. ŞENER ŞEN (‘Ne Olacak Şimdi?’ filmindeki Şakir rolüyle): Birbirleriyle evli iki avukat ve iki müvekkilin birbiriyle iç içe geçmiş boşanma ve barışma süreçleri ekseninde Türk toplumundaki kadın erkek ilişkilerinin sorun kaynaklarına küçük bir bakış fırlatan yapım, gerçekten hem güldüren hem de düşündüren önemli bir yapıttı. Şener Şen gibi bir sanatçıdan belirli bir performans seçmek gerçekten zor. Ama bu filmdeki ışıl ışıl oyununu da es geçmek mümkün değil. Karısını seven, zamparalıktan da geri kalamayan Şakir rolünde o kadar inandırıcı ki, karaktere güldürürken toplumda gerçekten böyle tiplemelerin varolduğunu da kafanıza adeta çakıyor. Kapalı kapılar ardında kaçamak yaptığı kadınlara karşı gösterdiği o vahşi kurt edalarıyla, karısından özür dilerkenki kuzu bakışları öylesine çelişiyor ki; pişmanlık duyduğunu düşünmeye başlıyorsunuz. Aslında Şakir’in yaptığı düpedüz adamına göre muamele, bunu anlamanız için filmi beş dakika daha seyretmeniz yeterli. En can alıcı diyalogla da karakteri özetliyor zaten. İkisi de eşlerinden problemli Levent Kırca ile Şener Şen, kafa çekerlerken Kırca ‘Bütün kadınlar ölsün’ diyor. Şen’in cevabı şöyle; ‘Hayır, namuslular ölsün; o**spular yaşasın’…

6. İHSAN YÜCE (‘Çöpçüler Kralı’ filmindeki müstakbel kayınpeder rolüyle): Yardımcı performans olarak Şener Şen’e ödül getirse de birçok değerli oyunculuk barındıran bir film Zeki Ökten’in 1977’de çektiği yapım. Annesinden çekinen zabıta Şakir’i evliliğe ikna edebilmek için mahallenin çöpçüsü Apti’ye evlilik teklif eden gündelikçi Hacer’in bu küçük oyunu, mahallede ilginç dalaverelerin yaşanmasına yol açacaktır. Özellikle Hacer’in, ataerkil olmasına rağmen ilginç bir ahlaki yapıya sahip, birbirine bağlı ailesi filmin belkemiği aslında. İhsan Yüce bu ailenin reisi. Çocuklarını baskı altında yetiştirip, tam istediği (?) evlatlar yapmış. Namusu için her şeyi feda etmeye hazır görüntüsünün altında aslında her şeyi satılık. Ve aslında bir noktadan sonra filmde olup biten her şey, bu ailenin meclisinde alınan abuk sabuk kararların ürünü. Özellikle Erdal Özyağcılar’ın, İhsan Yüce’nin gelişigüzel döktüğü sigara külünü küllükle havada yakaladığı sahneyle unutulmaz.

7. DİNÇER ÇEKMEZ (‘Şark Bülbülü’ filmindeki gazino patronu Fethi rolüyle) ‘Oh, sen de vur ben de vurayım, kelime de vur…’. Hiç kuşku yok ki Türk Sineması’nın en absürd sahneler zinciriydi. Asabi gazino patronu Fethi’nin migren krizlerini geçirmek için bulduğu yöntem olan kendini dövdürmek amacıyla tuttuğu; akabinde sesinin güzelliğini keşfedip şarkıcı yaptığı Şaban’ın komik hikayesinde; Çekmez-Sunal ikilisinin birbirlerini dövdüğü sahneler dışında unutulmaz bir bölüm yok. Ancak Türk Sineması’nın asabi adam rollerinin vazgeçilmezi Dinçer Çekmez’in de en gözalıcı performansıydı.

Cömert Yağız

Her hakkı saklıdır. Köşe yazarlarına ait yazılar, yazarın adını da içerecek şekilde ve aktif olarak yayınlandığı sayfaya link verilmeden başka yerlerde yayınlanamaz.

-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

YAZAR HAKKINDA

“Hayır film okuluna gitmedim, filmlere gittim” der Tarantino bir röportajında. Aynı yoldayız ama ben ilk Level’ı geçemedim henüz. İşte o Level konusundaki izlenimlerimdir bu köşede olacak olan. Level’ı geçene kadar buradayım, sonrasına bakarız.
Facebook'ta Paylaş
5 yıl önce
0 yorum