‘’Her biri birbirinden farklı insanlar. Kızıl tenli, esmer tenli, beyaz tenli. Küçük memeli, koca memeli, basenli ya da ince belli.
Bazı insanlar hikâyelerini ‘sus duymasın’ gizliliğinde yaşamak daha güzel diye düşünürken kimisi de herkes duysun bilsin el âlem ister.
‘’Her biri birbirinden farklı insanlar. Kızıl tenli, esmer tenli, beyaz tenli. Küçük memeli, koca memeli, basenli ya da ince belli.

Kimisi şiirlerden haz etmez, kimisi de satır aralarında kendini arar, kitabı elinden düşürmez.

Bazı insanlar hikâyelerini ‘sus duymasın’ gizliliğinde yaşamak daha güzel diye düşünürken kimisi de herkes duysun bilsin el âlem ister.

Kimisinde huzuru bulur, kimisinde aşktan adeta kör olursun.

Bazen sabah yüzüne hangi sebeple yerleşmiş olduğunu bilmediğin bir gülümseme ile uyanırsın ama bazı sabahlarda o kadar şanslı olmaz, uzun süre bırak yanı başında varlığını hissettirmeyi, aklına konmayan bir ‘hissizliğin’ koynunda açarsın gözlerini.

Kimi zaman kahramana âşık olmakta iyisindir, kimi zamanda sadece hikayesine aşık olan insan olmakta.
Hikâyende sırf bunlardan biri var diye uğruna yazılmaması gereken kusursuz cümleler biriktirdiğin yazılar yazarsın, bazen de her biri kendi içinde anlamlı fakat bir araya geldiğinde tüm anlamlarını yitirdiği okuyanın değil de yazanın canını kanatan bir yazı.

Kimi zaman çekip gidebilirsin, kimi zamanda kalmayı tercih edersin. Gün gelir hikâyene sahip çıkarsın ama yine öyle bir gün gelir ki, o hikayeye başka insanları katarsın.

Bazen konuşmadan anlaşırsın, bazen ise ne kadar çok konuşursan o kadar yanlış anlaşırsın.

Bazen sadece onun bedeninde nefes almak istiyorum dersin, bazen de başka bedenlere keşfe gidersin.’’
Utancını kapı önüne bırakmış, kendinden hiç olmadığı kadar emin adımlarla sahnenin önüne kadar gitmiş, işte tamda o anda önünde duran adama eline geçirdiği bir kâğıda yazdığı bu satıları uzatmıştı. Yüzünde oluşan şaşkınlığın hemen yanında yerleşmiş olan mutlulukla kâğıdı almak için eğildiğinde, Bilge; adamı kendine biraz çekmiş kulağına ‘Peki sen hangisisin?’ demişti. Biraz önceki emin adımların kararlığıyla arkasına bakmadan, kapı önüne bıraktığı utancını da alarak evinin alışılmış yolunu tutmuştu.

Özlem Tultay

Her hakkı saklıdır. Köşe yazarlarına ait yazılar, yazarın adını da içerecek şekilde ve aktif olarak yayınlandığı sayfaya link verilmeden başka yerlerde yayınlanamaz.
------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

YAZAR HAKKINDA

Bayanlar baylar tanrı beni yaratırken ruhuma fazlaca aşk hallerini üflemiş ve 1985 yılının bir sonbahar sabahında hayatınıza bir yerlerden değmem için beni bu topraklara göndermiş. Yalnız bu geliş sanırım birilerini rahatsız etmiş ve beddua etmiş olmalı ki bu hayatta sadece 'iflah olmaz bir romantik' oldum çıktım. Eğitim, iş, hayat derken kendimi yazarken nefes alır buldum. Şimdi buradayım. Yazarken keyif aldığım kadar umarım sizlerde okurken keyif alırsınız.
Facebook'ta Paylaş
5 yıl önce
0 yorum