İnsan Haklarına "Saygılı" ve "Dayalı" İfadelerinin Anayasalar Açısından Etkileri - Bölüm 1
Bir çok düşünüre göre, doğal halde yaşayan insanlar, temel hak ve özgürlüklerini sağlamak amacı ile toplum sözleşmesini kabul ederek, toplumsal yaşama geçmiş ve devletler kurmuştur. Bu şekilde kurulan devletlerde de, toplumsal yaşamı düzenleyen yasalar yapılmıştır.
İnsan haklarına, “saygılı anayasa” ile insan haklarına, “dayanan” anayasa ve aralarındaki farkları ortaya koyabilmek için “dayanan”, “dayalı olan”, ve “saygılı” kelimelerinin, nasıl bir anlam taşıdığı üzerinde durmak faydalı olacaktır.

“Dayanmak” fiilinin anlamı Türk Dil Kurumu tarafından “Bir yere yaslanmak, kendini dayamak”, “Bir şeyin üzerine kurulmuş olmak” şeklinde ifade edilmektedir. Bu tanımlamalardan; dayalı olan şeyin, dayandığı şey ile bir temasının olduğu, dayalı olduğu şey’in, temasının olmaması durumunda, dayalı olma durumunun ortadan kalktığı, yani; dayanılan şeyin ortadan kalmasından, dayanan şeyin etkilendiği anlaşılmaktadır.
Örnek ile anlatırsak; ilk durumda merdiven pencereye dayalıyken, pencerenin olmaması durumunda, merdivenin dayanacağı bir yer kalmayacağından merdiven devrilecek veya bulunduğu pozisyon mutlaka değişecektir. Dayalı olan ile dayanılan arasında, birbirlerini bağlayıcı bir ilişki vardır.

“Saygılı” kelimesinin anlamı Türk Dil Kurumu tarafından sıfat olarak “Saygısı olan, saygı gösteren, hürmetli, hürmetkar” şeklinde ifade edilmiştir. Bu tanımlamalardan; saygılı olunan şeye, saygılı olunması durumunun ortadan kalkması halinde veya saygı duyulan şeyin ortadan kalkması halinde, saygı duyan şeyin bu durumdan etkilenmediği görülmektedir.

Örnek ile anlatırsak; “a” kişisinin veya başka bir şeyin, “b” kişisi veya başka bir şeye, “saygı duyar” durumdan, “saygı duymaz” duruma geçmesi halinde veya “b” kişisi veya başka bir şeyin ortadan kalkması halinde, a” kişisinin durumunda bir değişiklik veya herhangi bir etkilenme olmamaktadır. Saygı duyan ile saygı duyulan arasında, birbirlerini bağlayıcı bir ilişki bulunmamaktadır. Saygı duyulanın, saygı duyan üzerinde, etkisi bulunmamaktadır.

Dayanma, dayalı olma ve saygılı olma ifadeleri üzerinde düşündükten sonra, bu ifadelerin, anayasalar açısından etkileri üzerinde duralım.

Bir çok düşünüre göre, doğal halde yaşayan insanlar, temel hak ve özgürlüklerini sağlamak amacı ile toplum sözleşmesini kabul ederek, toplumsal yaşama geçmiş ve devletler kurmuştur. Bu şekilde kurulan devletlerde de, toplumsal yaşamı düzenleyen yasalar yapılmıştır.

18. yüzyıl düşünürlerinden “Jean Jacques Rousseau”, yapılan yasaların (volonté générale) “Genel İrade”nin isteklerine göre yapılması durumunda, toplumsal uzlaşmanın sağlanmasını mümkün görmektedir. Genel iradeyi temsil eden normu, bir anayasa olarak düşünebiliriz. Bu durumda, iradenin ortak değerlerini temel alan bir anayasadan bahsetmek gerekmektedir.

Toplumsal uzlaşmanın sağlanabileceği, herkesin kabul edebileceği ortak değerlerin neler olduğu ortaya konabilirse, bir anayasaya, hangi ortak değerlerin, temel değerler olarak yerleştirilebileceği de ortaya konulabilinecektir. Böylece bu anayasa, herkesin üzerinde uzlaştığı ve herkesin iradesini temsil eden bir anayasa olabilecektir.

Herkesin üzerinde fikir birliği içinde olacağı, hiç kimsenin “hayır ben bunu istemiyorum” diyemeyeceği konular üzerinde düşündüğümüzde; yaşama hakkı, kişi güvenliği, sağlık, düşünce özgürlüğü, kanaat özgürlüğü, eğitim özgürlüğü, mülkiyet hakkı ve güvenliği, çalışma hakkı vb... Olarak belirtebileceğimiz konuların, yasanın hükmü altına girecek bireyler tarafından kabul edilmeme olasılığı yok gibidir. Çünkü bu haklar temel “insan haklarıdır.” Her insanın, insan olduğu için sahip olduğu haklardır. İnsan hakları da, insanın değerini ve değerlerini korumayı ve geliştirmeyi sağlar. Hükmü altında bulunulan yasaların amacı zaten, bu hakları korumak, özgürlükleri sağlamak ve geliştirmektir. Aynı zamanda, toplumun bu hükümlerin altında bulunmayı seçmesinin sebebi de, bu temel hakların korunması ve geliştirilmesidir.

Bu durumda, genel iradeyi yansıtan, toplumsal uzlaşmayı sağlayacak bir anayasanın, insan haklarına dayanan bir anayasa olması arzu edilir, beklenir olandır. İnsan haklarına dayanan bir anayasa, toplumun tüm bireylerinin üzerinde uzlaşabileceği bir anayasadır. Böyle bir anayasadan türeyen bütün kanun ve diğer yazılı normlar, bu temel ilkeler üzerine inşa edilmek durumundadır.

Türetilen her yeni norm, “İnsan haklarına dayalı”, insan haklarını mutlak korumaya alan ve geliştirmeyi amaçlayan bu anayasanın, insan haklarını koruma ve geliştirilmesi hakkında, yasama, yürütme ve yargı organlarına verdiği görevi yerine getirebilmek üzere hayat bulacaktır.

Anayasanın dayandığı değer veya değerler, salt olarak bir devletin var olması ve varlığını sürdürebilmesi, veya herhangi başka bir değer temeline dayanması durumunda, hükmü altındaki bireylerin haklarına her ne kadar saygılı olsa dahi, esas dayandığı temel, en üstün değer olacaktır. Bu ise şöyle bir anlayışı beraberinde getirecektir; “anayasada tanımlanmış bulunan en üstün değerin korunması adına, gereği üzerine, her türlü değerden, kısıtlama ve vazgeçme mümkün olabilecektir.”

Devamı 2. Bölüm de
Facebook'ta Paylaş