Bir Iron Maiden Geldi Geçti
2013’ün 26 Temmuzunda 3. Kez konuğumuz oldu Iron Maiden.
Önceki Türkiye konserlerinde, Maçka Küçükçiftlikpark'a alındıkları için pek bozulmuşlardı; malum. Bu sefer, yıkım aşamasında da olsa, bir stadyumda konser verdirilerek iade-i itibar edilmesinden gayet haz aldıkları görünüyordu. Bu pozitif enerjilerini, izleyiciye de aynen nakletmekle giriştiler konserlerine. Üstelik 2 yıl önceki gibi, albüm turnesi (The Final Frontier) kısıtlayıcılığında değildi konser. Yani, yeni yeni tanıtmakta oldukları bir albümün promosyon konseri değil de, kariyerlerini kapsayan ve de meydan okuyan bir derleme konser söz konusuydu. Bu vesileyle hayranlarını çok daha fazla coşturdular.

Sahne performansı anlamında hep bildiğimiz yüksek Maiden’dılar ve de Playlist anlamında bizleri hiç de küçümsemediler. Son 10 “Maiden England” turnesinde ne çaldılarsa, aynı tarifeyi bizlere de uyguladılar.

Türk seyircisi, beklendiği üzere, en fazla “Fear of the Dark”da coştu. Şarkının intro kısmı ve solo bölümü bile hep bir ağızdan mırıldanarak söylendi. Tali teveccüh ise, “Afraid to shoot Strangers”a idi. Albüme ismini veren “Fear of the Dark”la aynı albümde yeralan bu parçanın da bu kadar büyük hevesle karşılanması, konu albümün ülkemizde Maiden dinleyenleri maksimize eden albüm olduğunun belagatı elbette. Neticede ana akım müzik dinleyenlerin burun kıvıracağı bir ekip olmalarına rağmen, bu albümleriyle –canlı şahidiyim- fanlarını arttırmıştı Maiden.

Kariyer başından itibaren aidiyet hissedenlerin ise, “Seventh Son of a Seventh Son”, “The Evil That Men Do”, “Iron Maiden” ve “Aces High”da koptuğunu söyleyebilirim.

Bunların dışında iki adet magazin başlığımız var: İlki, Bruce Dickinson ile ilgili. Benden daha sık takip edenleri şahit olmuştur belki ama, ben Bruce’un 3 şarkıda bir saç stili değiştirdiğine hiç denk gelmemiştim. Doz ve kıvamı ayarlaması lezzetliydi ve de eğlendik diyebilirim.

Diğer husus ise “Gezi Parkı” olayları ile ilgili söylemesini beklediklerimizdi. Açıkça uyarılmış olduğu belli olan Dickinson, topa direkt girmektense orta yapmayı tercih etti. Evet, bize "Her Yer Taksim, Her Yer Direniş" diye bağırma imkanı verdi ve de sözlerimizi kesmedi ama; gözle görülür bir şekilde içinden gelenleri söyleyemedi. Arzulamasına rağmen söyleyemedi. Ama gönlü bizimleydi, net anladık. “Roger Waters çıkartır acısını nasıl olsa” diye avunduk.

Sonuç itibariyle, 60'larının hükmünü süren ve de yaşayan efsane kontenjanındaki bu delikanlıları izleseydiniz keşke. Bir daha fırsat bulur musunuz, hadi buldunuz bu verimi alır mısınız; orası meçhul çünkü. Nasıl desek, şu baki kalan kubbede bir hoş sada idiler...

Cömert Yağız

Her hakkı saklıdır. Köşe yazarlarına ait yazılar, yazarın adını da içerecek şekilde ve aktif olarak yayınlandığı sayfaya link verilmeden başka yerlerde yayınlanamaz.

-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

YAZAR HAKKINDA

“Hayır film okuluna gitmedim, filmlere gittim” der Tarantino bir röportajında. Aynı yoldayız ama ben ilk Level’ı geçemedim henüz. İşte o Level konusundaki izlenimlerimdir bu köşede olacak olan. Level’ı geçene kadar buradayım, sonrasına bakarız.
Facebook'ta Paylaş
5 yıl önce
0 yorum