Bir Roger Waters Geldi Geçti
Her ne kadar psikopat bir yapıda olsa da, Pink Floyd’un müziğini domine ediyordu Syd Barrett.
O, grubu terk edince; dominasyon Roger Waters’a kaldı. Grubun müziğinde aleni bir değişme, biraz daha sofistike olma seziliyordu. O da bırakınca, David Gilmour söz sahibi oldu; ama Waters dönemi Floyd’un altın çağı olarak anıldı hep. Waters’ın neden Pink Floyd’u terk etmek gibi bir marjinal karar aldığı ise hep kafaları kurcalamıştır. “Tıkandık” diyorsa, solo kariyeri gayet lezzetsizdir örneğin. Gelinen noktaya bakılınca ise, 2 yıldır icra ettiği ve de dünyayı salladığı “The Wall” turnesi de, Pink Floyd dönemine aittir; solo kariyerine değil.

Konu turnede sadece “The Wall” albümü konseptini icra ediyordu Waters. Gösterilen teveccühün en önemli sebeplerinden biri ise, insanların artık Pink Floyd konseri dinleyemeyecek olmasıydı kuşkusuz. Klavyede döktüren Richard Wright terk-i diyar edince, iki kişi kaldı Floyd ve de bu şekliyle Floyd’luktan düştü.

“Dünyanın en büyük sahne olayı” mottosuyla yanaştı buraya “The Wall” turnesi. Tevatüre göre sahne 140 ton, ekipman 70 tır kapasitesindeydi. Şahsım, “Waters bile 70 yaşında. Hem O, hem ben ölmeden bir Pink Floyd konseri dinleyelim” mantalitesiyle hazır bulunduk mekanda. Beklenti sadece buydu. Peki ne oldu?

Waters, gelmiş geçmiş en iyi sahne düzeneğini kurmuştu. Konu, grup üyelerinin performansı değil; (hatta nadiren CD’den çaldıklarını bile düşündüm, örneğin temsili duvarın arkasından çalınan “Hey You”da) komple koreografinin olağanüstülüğündeydi. Mesela, konserin girişinde stadın üzerinden gelen bir uçak (simülasyon değil!) temsili duvarı parçaladı. Ya da, “Comfortubly Numb”daki temsili duvar yıkılışı ilahi bir olaydı. (Buraya bir not: Turnenin Londra ayağında yaptığı sürprizi yapıp, “…Numb”ın solosuna Gilmour’u konuk edeceğini de beklemedim değil. Ama olmadı maalesef.)

Ama illa ki bir an belirlenecekse, ana akım medyanın bile yazmaktan imtina etmediği üzere, Gezi şehitlerine gösterdiği duyarlılık söylenebilir. Waters, “Another Brick in the Wall”u icra ettikten hemen sonra, Türkçe olarak “Tüm dünyadaki devlet terörü kurbanlarına adıyorum bu konseri” derken ekledi: “Sizi hep hatırlayacağız.” Arkasından da merhumların fotoğraflarını “Duvar”ından yansıttı. Bu, zaten yetti arttı.

Özü, izleyenlerine unutulmaz bir gece yaşattı ve gerçekten “The Wall” turnesine iştirak edemeyenlere resmen haykırdı: Bu, görüp görebileceğiniz en büyük sahne (performansı değil, konseri değil, ambiyansı değil) şovuydu.

Cömert Yağız

Her hakkı saklıdır. Köşe yazarlarına ait yazılar, yazarın adını da içerecek şekilde ve aktif olarak yayınlandığı sayfaya link verilmeden başka yerlerde yayınlanamaz.

-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

YAZAR HAKKINDA

“Hayır film okuluna gitmedim, filmlere gittim” der Tarantino bir röportajında. Aynı yoldayız ama ben ilk Level’ı geçemedim henüz. İşte o Level konusundaki izlenimlerimdir bu köşede olacak olan. Level’ı geçene kadar buradayım, sonrasına bakarız.
Facebook'ta Paylaş
5 yıl önce
0 yorum