Yargı Üzerine Denemeler
İnsan, varlık özellikleri gereğince gözlem veyahut deneyim yolları ile sürekli bir takım fikir ve kanaatler geliştirir. Ve bu düşünceler üzerine yargılar oluşturur. Yargı; bilgilerin birleşmesinin ardından ortaya çıkan bir sonuç halidir. Dünya üzerinde yaşayan her birey, sürekli ve düzenli bir şekilde yargılar oluşturur. Yargılar ise birey tarafından kendisi ve dünya için en iyi hali düşünülerek geliştirilir. Elbette temel hareket noktası bireyin kendisidir.
İnsan, varlık özellikleri gereğince gözlem veyahut deneyim yolları ile sürekli bir takım fikir ve kanaatler geliştirir. Ve bu düşünceler üzerine yargılar oluşturur. Yargı; bilgilerin birleşmesinin ardından ortaya çıkan bir sonuç halidir. Dünya üzerinde yaşayan her birey, sürekli ve düzenli bir şekilde yargılar oluşturur. Yargılar ise birey tarafından kendisi ve dünya için en iyi hali düşünülerek geliştirilir. Elbette temel hareket noktası bireyin kendisidir. Her birey öncelikle kendi için iyi olacağı konusunda bir sonuca varması durumunda yargı gerçekleşecektir. Yargılar alışkanlıklara ve ardından, etki genişliğine bağlı olarak doğmalara dönüşür. Ve bireyler yaşamlarını bunlara göre düzenler. Örneğin, sabah evden çıktığında, aşağı yoldan değil de, yukarı yoldan işe gitme alışkanlığı, hedefin bu yoldan daha kısa olduğu hakkındaki yargıdan kaynaklanmaktadır. Oysaki aynı yerde oturan komşu, tercihini aşağı yoldan yana kullanmakta ve bu da geçtiği yolların daha güzel olduğu konusundaki yargısından kaynaklanmaktadır. Her ikisi de kendi açılarından en doğru fikre sahip olduğunu düşünmektedir.

Her birey kendi merkezinden yola çıkarak, dünya için en iyi olduğu yargısına vardığı uygulamaları gerçekleştirmeye çalışır ve bunu da çevresine yayınlamaya başlayarak çoğaltmaya çalışır. Kimi birey de düşünme zahmetine girmesine gerek kalmadan mevcut yargılardan kendi pozisyonu açısından en uygun olanı seçer. Bu seçim, en küçüğünden, en büyüğüne, ebeveynler, mahalleler, arkadaşlar, para kazanmak için çalışılan işler vs.. bir çok etken tarafından etkilenilir.

Böylece gerçekleşen bireysel yargılardan, birbirlerine benzer olanlar temel bir çerçeve etrafında bir araya gelir ve toplumları şekillendiren genel ideolojiler ortaya çıkar. Ancak ideolojileri meydana getiren, benzer bireysel yargıların, ortak bir çizgide kabul görmesi, her birey tarafından olduğu gibi kabul edilebileceği anlamına gelmez. Bu aşamadan sonra düşünen ve kendi yargılarını üreten her birey, mevcut genel yargı içinde kendi eleştiri ve düzenlemelerini yerleştirmeye çalışır. Genel yargıya karşı genel kaideleri korunarak getirilen yeni bir yargı, daha özel grupları bir araya getirmeye başlayarak, genel yargının adeta süzülmesi ve sentezi dönemini başlatır. Artık genel yargı kendi içinde fraksiyonlarını geliştirmeye başlar. Bu durum yargıların gittikçe mükemmelleşmesini sağlar.

Mükemmelliğin tanımını yapmaya çalışırsak eğer, baktığımız her yönden farklı bir tanımla karşılaşacağımız için çok zorlanırız. Ama “Her bireyin kendinden yola çıkarak dünya için dileklerini içeren yargısına en yakın halin gerçekleşmesi durumu mükemmelliktir.” Dediğimizde daha gerçekçi bir tanımlama yapmış oluruz. Toplumlarda hakim yaşam formu, çoğunluk veya gücü elinde tutanın istediği biçimde olduğu gerçeğinden yola çıkarak, her toplumun mükemmeli, en güçlü ve yargıları sentezlenmiş topluluğun mükemmeli demektir ki; bu da yine yalnızca bazı bireylerin hayallerine karşılık geldiğinden, genel açısından mükemmellik olarak görülmeyecektir.

Bireyin dünya görüşü ve yargıları kendi pozisyonuna göre sürekli değişkenlik gösterecektir. Pozisyonu kendisi için yeterli ve korumaya değer bir halde ise mutludur ve yargılarını değiştirmez. Ancak pozisyonu yeterli değil ve daha iyi bir pozisyona ihtiyaç duyuyor ise yeni yargılar geliştirir ve istediği pozisyonu sağlayacağı yargı kümesine doğru yol alır.

Bu durum en güçlü ve yargıları sentezlenmiş topluluğun gücünün göreli olarak azalmaya başlamasına ve hakim yargının karşısında antitezlerin güçlenmesine sebep olur. Bu da, hiç bitmeyen bir mücadeleyi beraberinde getirir. Hiçbir yargı kalıcı olamaz, çünkü her zaman mükemmellik değişir ve yargılar değişir. Savaşlar bitmez.

Yargı geliştirmenin ilk aşaması kişinin birey olarak yaşadığı ve maruz kaldığı koşullardır. Bu yargıdan yola çıkarsak dünyanın her birey tarafından içselleştirilmiş bir şekilde yaşanan barış ve eşitlik duygularını sağlayacak çalışmanın bu nokta hedef alınarak yapılması gerektiği sonucuna varabiliriz. Olumsuz yargı gelişimine sebep olacak konuların önüne geçilmesi durumunda, olumsuz yargının sebebi olduğu bireyin bireyi, toplumun toplumu incitmesi, savaşları doğuran sebebi de ortadan kaldırmış oluruz.

Bu koşulların ortadan kalmasını sağlayacak koşullar yine barış ve gerçek bir istençdir. Bu top yekun bir istek halini almalıdır ki; yargıları doğmalara dönüşmeyen bireylerin, sabit yargılardan uzak bir toplum meydana getirmesi mümkün olsun.
Facebook'ta Paylaş