Behzat Amirin Dönüşü
Muhtelif evlere soruşturma yapmaya giden polisler, eve girerken kapıda ayakkabılarını çıkarıyorlardı bir defa.
Başarılı genç yazar Emrah Serbes'in, 2006 yılında yayınlanan "Her Temas İz Bırakır" ve 2008 tarihini taşıyan "Son Hafriyat" adlı romanlarına dayanarak bina edilen; nev-i şahsına münhasır bir TV dizisi idi "Behzat Ç." İzleyiciyi hafife almayan senaryosu, tamamen bizden karakterleri ve bize ait yaşam normlarıyla epey bir seven edinmişti kendisine. Muhtelif evlere soruşturma yapmaya giden polisler, eve girerken kapıda ayakkabılarını çıkarıyorlardı bir defa. Kaç tane dizide dikkate alınan bir ayrıntıydı ki bu? Toplumsal olaylara verdikleri mesajlarla hassasiyetini dile getiren, gayet başarılı bir cinayet dizisiydi. Fakat karakterlerin hayat görüşü ve yaşam biçimlerinin birtakım çevrelerde yarattığı rahatsızlık da yazılıp çizildi dizinin son sezonunun gösterimi sürerken. Ekip de, diziyi "yılda bir film" şiarıyla sinemada devam ettirmeye karar verdiler. Daha önce denenmiş bir örnek vardı sinemada. Gişe de fena değildi. Dolayısıyla önleri açıktı.
Dizinin yönetmeni Serdar Akar'ın, asıl çıkışını sinemada yaptığı; her ilgilenenin malumu. Kudret Sabancı ve Özer Kızıltan gibi isimlerle birlikte, Türk Sineması'nda "Yeni Sinemacılar" akımının öncüsü olan Akar; "Gemide" filmi ve filmde, o zamana kadar "Mahallenin Muhtarları" dizisinin Temel'i olarak tanınan Erkan Can'dan aldığı performansla adını dosta düşmana ezberletti. Ardından Savaş Dinçel ve Müjde Ar'ı başrole taşıyan "Dar Alanda Kısa Paslaşmalar" ile futbolun, küçücük bir mahallenin nasıl mutluluk kaynağı olabileceğini anlattı.Oldukça sert bir yapım olan "Barda" yı yaptığında ise, artık ismi markalaşmıştı. Türk Sineması'na kendine ait küçük şakalar da kazandırıyordu. Örneğin, "Gemide"den itibaren neredeyse her filminde kullandığı "Nerede kalmıştık?" repliği gibi. "Gecenin Kanatları" ya da "Kurtlar Vadisi-Irak" gibi "Hadi, biraz da para kazanalım" dediği değil de; inandığı idealler doğrultusunda çektiği her filminde, adeta imza gibi, bu repliği kullandı Akar. (Behzat Ç.'de, Serdar Orçin'in ağzından da duymuştuk.) Ya da Türk Sineması'nda canlandırdığı neredeyse her rolde, yakışıklılığıyla ayarttığı genç kızları geneleve pazarlayan düzgün fizikli genç tiplemelerine hayat veren Eray Özbal'a; üç aşağı, beş yukarı her karakteri kötü olan "Barda"nın sayılı iyi karakterlerinden birini oynatması, külliyata hakim kitleye nanik yapmak değilse nedir? Dolayısıyla, böyle bir referans listesine sahip olan Akar'ın; dizinin sinema versiyonunu da yönetmesinde bir sıkıntı yoktu.
Filme gelecek olursak, öncelikli söylememiz gereken şey; Behzat'ı gerçekten özlemişiz. Çünkü, baştan sona zevkle seyredilen bu filmin; anlattığı cinayet öyküsü gayet zayıf ve büyük bir sürpriz içermiyor. Buna rağmen, sinemadan mütebessim bir ifadeyle çıkıyoruz. Sinemasal değeri hayli zayıf olan ve de dizinin herhangi bir bölümünün, sinemada gösterilmiş hali diyebileceğimiz ilk filme göre sözkonusu değer; bir tık yukarıda. Ama gene de sinema normları düşünüldüğünde, tam olarak "olmuş" diyemiyoruz projeye.
Oyuncular açısından sıkıntı yok, çünkü belli ki hepsinin çalıştığı yerden çıkmış. Ama, filmin asıl beslendiği husus olan ayrıntıların iskeletini oluşturan "mizah"ın yükünün çoğu; Fatih Artman'da bu kez. O da bu yükü büyük bir başarıyla omuzlayıp, önceden de kıyafet gibi giydiği karakteri zevkle seyretmemizi sağlıyor.
Tabii mizah dışında, ana hikayenin sönüklüğünü perdeleyen bir başka husus da mevcut filmde: Siyasi göndermeler. Dizide biraz daha "ürkütmeyelim vakvakları" modunda takılan ekip, bu kez adeta dizginlerinden boşanmış durumdalar. İlk defa bir Behzat Ç projesi; bu anlamda bu kadar gözü kara, bu kadar lafını esirgemez ve bu kadar net duruşlu durumdalar.
Özetle, sinemasal beklentileri fazla yüksek tutmadan, kusur aramadan, bildiğimiz Ankara Cinayet Büro ekibiyle hasret gidermeye gidenlerin; maksimum verim alabileceği bir iş var karşımızda. Sözlerini tutup, seneye bu zamanlar da hasretimizi söndürürler umuduyla; önümüzdeki maçlara bakacağız artık.

Cömert Yağız

Her hakkı saklıdır. Köşe yazarlarına ait yazılar, yazarın adını da içerecek şekilde ve aktif olarak yayınlandığı sayfaya link verilmeden başka yerlerde yayınlanamaz.

-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

YAZAR HAKKINDA

“Hayır film okuluna gitmedim, filmlere gittim” der Tarantino bir röportajında. Aynı yoldayız ama ben ilk Level’ı geçemedim henüz. İşte o Level konusundaki izlenimlerimdir bu köşede olacak olan. Level’ı geçene kadar buradayım, sonrasına bakarız.
Facebook'ta Paylaş